Ömer Aybars profil resmi
Ömer Aybars kapak resmi
"Vixi Liber Et Moriar"
(Hür yaşadım ve hür öleceğim)

Önce lütfen aşağıdaki bağlantıyı okuyunuz:
#64566214
4317 okur puanı
26 Oca 2019 tarihinde katıldı.
"Vixi Liber Et Moriar"
(Hür yaşadım ve hür öleceğim)

Önce lütfen aşağıdaki bağlantıyı okuyunuz:
#64566214
4317 okur puanı
26 Oca 2019 tarihinde katıldı.
  • Sabitlenmiş gönderi
    Garbın cebîn-i zâlimi affetmedim seni!
    Türküm ve düşmanım sana kalsam da bir kişi.
  • "Annemin kaybından şüphesiz çok üzüntülüyüm. Fakat bu üzüntümü gideren ve beni avutan bir konu vardır ki, o da, anamız vatanı yok olmaya götüren idarenin artık bir daha geri gelmemek üzere yokluk mezarına götürülmüş olduğunu görmektir.
    Annem, bu toprağın altında, fakat, milli hakimiyet ilelebet payidar olsun. Beni teselli eden tek kuvvet budur. Milli hakimiyet, ilelebet devam edecektir.

    Annemin ruhuna ve bütün ataların ruhuna, üzerime almış olduğum vicdan yeminini tekrar edeyim.

    Annemin mezarı önünde ve Allah’ın huzurunda yemin ediyorum. Bu kadar kan dökerek milletin kazandığı ve elde tuttuğu hakimiyetin korunması, savunması için, gerekirse annemin yanına gitmekte asla kararsız davranmayacağım. Milli hakimiyet uğrunda canımı vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.“
    27.01.1923
    Mustafa Kemal Atatürk
  • 3 Mayıs Rûhu Ebediyyen Yaşasın!
  • II. Dünya Savaşı’nın Başlaması

    1 Eylül 1939 sabahı saat 05.00’ten itibaren, Alman askerlerinin Polonya’ya saldırmasıyla birlikte II. Dünya Savaşı başlamış oldu. Hitler ile anlaşmasından faydalanan Sovyet Rusya, Polonya’nın üçte birini, Litvanya, Letonya ve Estonya’nın tamamını eline geçirdi. Nazi Almanyasının Sovyet Rusya ile anlaşarak Saldırmazlık Paktı imzalaması ve Polonya’ya saldırması, Rus esiri bütün Türk mücahitlerini çok incitti, hayal kırıklığına uğrattı ve adeta Almanya aleyhine isyan ettirdi. Bu sırada Kırım istiklâl dâvasının önderi ve ideoloğu Cafer Seydahmet Kırımer, Dobruca’daki milliyetçi teşkilâta mensup 15 gencin sembolik olarak Lehistan ordusuna gönüllü yazılmasını istedi. Başta Müstecip Ülküsal (Hacı Fazıl)’ın kardeşi Necib Hacı Fazıl olmak üzere 15 gönüllü tespit edildi ve Polonya Büyükelçiliği ziyaret edilerek, konu açıklandı. Ancak “Durum açıklığa kavuşuncaya kadar beklemede kalınız” cevabı alındı. Birkaç gün sonra durum çok değişti. Polonya’da bulunan Türk liderleri ve talebelerin büyük bir kısmı Romanya’ya, Köstence’ye geldiler.
    Stalin ile Hitler, Avrupa’yı nüfuz bölgesi olarak paylaşmakta idiler. 1940 yılının ilkbaharında, Berlin ve Roma hükümetlerinin zoruyla Romanya, Kuzey Bukovina ile Besarabya’yı Sovyetler’e, Transilvanya’yı Macarlara, Güney Dobruca’yı Bulgarlara bir tek kurşun atmadan teslim etmek zorunda kaldı. Romanya 99.738 km2 toprak ve 6.821.000 insan kaybetti. Bu kayıplardan Kral II. Carol sorumlu tutuldu. General Antonescu, Demir Muhafız Teşkilâtı’nın başına geçerek idareyi eline aldı. Romanya Kralı II. Carol’u ülkesinden kovdu ve kralın 60.000.000 dolarlık servetine el koyarak oğlu Mihai’yi kral ilân etti. General Antonescu ilk iş olarak, Almanya’dan toprak bütünlüğünün ve istiklâlinin garantilenmesini istedi. Hitler, bunu sağlayacağını vaat etti ve Romanya’ya eğitimci adı altında 1.000.000’a yakın asker soktu. Bundan bir yıl sonra Almanya, Romanya ile birlikte Sovyetler Birliği’ne karşı savaş ilân etti
    İlyas Kamalov
    Demir Muhafızlar (Garda de Fier) Antonescu Câinele Roşu ("Kızıl Köpek")
  • II. Dünya Savaşı Sırasında Kırım Türklerinin Siyasî Faaliyetleri

    Alman-Sovyet Savaşının Başlaması 22 Haziran 1941 sabahı, radyo ajansından Alman ordularının Sovyetler Birliği sınırlarını aşarak taarruza geçtiği öğrenildi. Bütün dünyada heyecan uyandıran bu olay, Kırım Türklerinden Cafer Seydahmet Kırımer ve Müstecip Ülküsal’a yeni bir ümit için ışık tuttu. Esir Türk dünyasının uzun zamandan beri sabırsızlıkla beklediği Alman-Rus Savaşı başlamıştı. Kırım’a giren Alman orduları ise bir kısım halk tarafından kurtarıcı olarak karşılandı. Almanlara gösterilen bu ilginin bir diğer tezahürünü, Kırım dışında yaşayan Kırım Türklerinin vatanlarının bağımsızlığını elde etmek için Almanlarla temasa geçmelerinde görmekteyiz. İlk olarak Edige Kırımal ve Müstecip Ülküsal gibi tanınmış iki Kırım Türkü, Türkiye Cumhuriyeti’nin de çabaları sonucu Almanya’ya gitti. Kırımal ve Ülküsal burada Alman yetkililerle ülkesinin ve halkının geleceği hakkında girişimlerde bulundu. Aynı şekilde Kırım’da da bir kısım Kırım Türkü, vatanlarının Sovyet Rus hâkimiyetinden kurtularak bağımsız bir Kırım Türk Devleti hâlini almasını istiyordu. Bu gaye ile Alman ordusu bünyesinde kurulan askerî taburlarda bu düşünce içinde olan bazı Kırım Türkleri yer aldı. “Gönüllü Nefs-i Müdafaa Taburları” olarak da adlandırılan bu teşekküllerde yer alan Kırım Türklerinin bir bölümünün Nikolaev ve Akmescid (Simferopol)’deki Alman esir kamplarında bulunan askerlerden oluştuğunu da belirtmek gerekir. Önemli bir kısmı, hayatta kalma arzusundaki savaş esirlerinden oluşan bu taburların, o dönemin şartları içinde ne kadar “gönüllü” oldukları ihtiyatla karşılanmalıdır. Bu taburlarda gerçekten gönüllü olarak yer alan Kırım Türklerinin amaçları Alman hâkimiyeti altında yaşamak değil, ne şekilde olursa olsun Rus hâkimiyetinden kurtulmak ve bağımsız Kırım Devleti’ni kurmaktı. Onlar bu hedefe ulaşabilmek için Almanların kendilerine ne tür haklar tanıyacağını hesaba katmadan böyle bir işbirliğine giriştiler.
    Kırım Türklerinden “gönüllü” asker alınmasına, nihai olarak Führer tarafından 2 Ocak 1942’de 11. Ordu Keşif Birliği’nde yapılan bir toplantı sonrasında karar verildi. Bu mesele ile ilgilenmek üzere SS şefi Ohlendorf idaresindeki D Özel Görev Birliği görevlendirildi.
    D Özel Görev Birliği’nin görevi, asker alımlarının yürütülmesi, esir kamplarından gönüllü asker toplanması, askerlerin eğitilmesi olarak tespit edilmişti. Bu birlik ayrıca, Kırım’ın kuzey kısmındaki Türk köylerinde halkın etnografik özellikleri hakkında çalışmalar yapmak gibi pek de askerî olmayan vazifelerle de görevlendirilmişti. Nefs-i Müdafaa Taburları’nda yer alan Kırım Türklerinin mevcudu hakkında kesin bir bilgiye maalesef sahip değiliz. Bununla birlikte, bu taburlarda bulunan Kırım Türklerinin sayısının genel olarak 20.000 civarında olduğu ifade edilmektedir. Alman askerî belgelerine göre ise Kırım’ın 203 yerleşim bölgesinden 5.655 kişi ve beş esir kampından 3.600 kişi olmak üzere, toplanan gönüllü sayısı toplam 9.255 kişidir. Görevi Kırım’daki diğer milliyetlere mensup halkı korumak ve Sovyet partizanlarına (çeteci) karşı mücadele etmek olan bu taburların infaz birlikleri olarak görev yaptığı ve Kırım’da yaşayan 88.000 sivilin ölümünde, 85.000 kişinin de Almanya’ya sürgün edilmesinde görev aldığı Sovyet makamları tarafından iddia edilmektedir. İşgalin ardından Kırım’da kurulan Alman idaresi, Kırım Türklerine karşı askerî konularda gösterdiği itimadı siyasî meselelerde göstermedi. Bunun en açık göstergesi, Almanlar tarafından Kırım’daki askerî makamların, yerel yönetimlerin ve emniyet teşkilatının büyük çoğunluğunda Rusların göreve getirilmesi idi. Bunun yanında Almanlar kendileriyle işbirliği yapan Kırım Türklerine karşı bir takım kültürel imtiyazlar da sağladılar. Kırım Türkleri ayrıca Müslüman komitelerinin teşkili gibi siyasî bir ayrıcalık da elde ettiler. Nazi Güvenlik Servisi (SD) ve Alman Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı (OKW) tarafından Kasım 1941’de kurulmasına izin verilen ve merkezi Akmescid’de olan bu komiteye sadece dinî ve kültürel meselelerle ilgilenme yetkisi verilmişti.Fakat komite gayriresmî olarak Kırım Türklerinin siyasî merkezi hâline geldi. 11 Ocak 1941’de komite tarafından haftada iki kere olmak üzere Azat Kırım adlı bir gazete çıkarılmaya başlandı. Kırım Türklerinin siyasî haklar konusundaki taleplerini dikkate almayan Almanların sağladığı bu ayrıcalıkların da kendi çıkarları doğrultusunda olduğu anlaşıldı. Özetle, Kırım’da 1941-1944 yılları arasında yaşanan Alman işgali döneminde Alman ırkını “en üstün ırk” olarak kabul eden Naziler, işgal ettikleri diğer bölgelerde yaptıkları gibi, Kırım’da da halkı “üstün” ve “üstün olmayan ırk” şeklinde ayırdılar ve “aşağı ırk” saydıkları halklara karşı etnik temizlik başlattılar. Dolayısıyla, Kırım Türkleri için bu dönemde de fazla bir değişiklik olmadı, onlar da diğer Sovyet halkları kadar Nazi Almanyası’nın zulüm ve sömürüsüne uğradılar. Bu dönemde Kırım Türklerine sadece dinî ve kültürel hayatta kısmî serbestlik tanınırken siyasî, idarî ve sosyal hayatta herhangi bir hak tanınmadı. Yani Almanların Kırım’a gelmeleri Kırım Türkleri için bir çözüm getirmedi, Kırım Türkleri iki ateş arasında kaldı. Almanlar, Sovyet ordusuna karşı Kırım Türklerinden faydalanabilmek için harekete geçtiler, zorla gönüllü olarak Alman ordusuna asker almaya, gelmeyenleri veya desteklemeyenleri Almanya’ya çalışma kamplarına göndermeye ya da esir kamplarında toplayarak salgın hastalık ve açlıktan yok etmeye başladılar. Almanlar, Kırım Türklerinden faydalanarak Sovyetlere karşı sınır birlikleri kurarken, aynı şekilde çok sayıda Kırım Türkü de Ruslar tarafından Almanlara karşı en ön saflarda istihdam edildi ve savaşta, aynı milletin mensubu kişiler iki düşman ordu saflarında birbirlerine karşı savaştırıldı. İşgalin ardından Kırım’da kurulan Alman idaresi, Kırım Türklerine karşı askerî konulardaki itimadını siyasî meselelerde göstermedi.
  • Çocukluğumun en güzel çizgi filmlerinden Denver'ın jeneriğinin sözleri birkaç gündür dudağımdan düşmüyor :)

    Denver, the last dinosaur
    He's my friend and a whole lot more!
    Denver, the last dinosaur
    Shows me a world I never saw before...

    From the hot hot jungle a long time ago
    Comes a cool cool friend, my pal dino!

    Everywhere we go we don't really care
    If people stop and stare at our pal dino.
    Creating history thru the rock n' roll spotlight
    We've got a friend who helps us, we can do alright

    That's Denver, the last dinosaur
    He's my friend and a whole lot more
    Denver, the last dinosaur
    Shows me a world I never saw before.
  • Alfred Rosenberg (1893-1946): Nazi teorisyeni ve Alman siyaset adamı. 1893 yılında Revel, bugünkü Tallinn’de doğdu. Völkischer Beobachter’de yazdı (1921). 1930’da milletvekili seçildi. Yayımladığı Der Mythus des 20. Jahrhunderls (XX. Yüzyılın Miti) adlı yapıtla Nazi ırkçılığının kuramcısı durumuna geldi. 1933’te Nazi Partisi Dışişleri Servisi’nin başına geçti, II. Dünya Savaşı’nın başında, müzeleri, genel kitaplıkları ve Yahudilerin özel koleksiyonlarını yağmalamaya girişti. 1941’de İşgal Altındaki Doğu Memleketleri Bakanlığı’na getirildi. Nürnberg Mahkemesi’nde ölüm cezasına çarptırıldı ve 1946’da cezası infaz edildi.
"Vixi Liber Et Moriar"
(Hür yaşadım ve hür öleceğim)

Önce lütfen aşağıdaki bağlantıyı okuyunuz:
#64566214
4317 okur puanı
26 Oca 2019 tarihinde katıldı.
2021
30/90
34%
30 kitap
6,4bin sayfa
27 inceleme
1533 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.
En çok okuyanlar'da 2357. sırada.
Okur takip önerileri
Daha fazla