İçtihat ve Telakki Azası

İçtihat ve Telakki Azası
@HerDevrinMenkubu
Ego dominus Turcarum, servus sum Turcarum. Önce lütfen aşağıdaki bağlantıyı okuyunuz: #64566214
Seküler Milliyetçilik ve zihinsel dönüşüm
Puan vermedi·160 syf.·
2026 4. kitabı
Seküler Milliyetçilik, Türk milli kimliğini dini referanslarla değil, "rasyonel metot"larıyla açıklamaya çalışan bir ideoloji. Esasen Bahadırhan'ın fikirleri dine karşı değil ama dinin dostu da değil sadece hayatın dini kurallara göre belirlenmesini isteyenlerden hazzetmiyor ve haklı da. Milli kimliği dil, tarih, ortak kültür ve vatandaşlık bağı gibi dünyaya has değerler üzerine inşa eden bir siyasi ve toplumsal akımın kurgulayıcısı bir fikir olan seküler milliyetçilik, İslamın her alanda söz sahibi olan belirleyiciliğine şüpheyle yaklaşıyor. Hatta şunu söyleyebilirim Necip Fazıl'ın Cumhuriyet elitine karşı açtığı cephenin tam karşısında konumlanıyor Bahadırhan, bilirsiniz Necip Fazıl'ın şöyle bir şiiri var; "Ne put adam, ne ham yobaz, ne bozkurt; Yeni nizam, yeni insan, yeni yurt." Bu Necip Fazıl'ın çok önce deklare ettiği gibi işaret fişeği idi, nitekim "Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap; Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap." sözü de küçük teferruatlarla aynı kapıya çıkar. Put Adam tabiri Necip Fazıl literatüründe Mustafa Kemal ve Kemalizm'e karşılık gelirken, aynı adı yayınlatamadığı için Arap bir kişiye Türkiye'nin yeni nizamını Arap ülkelerine olumsuz propaganda eden kitabı da taşıyordu. Bahadırhan seküler milliyetçiliğin mucidi olmasa bile isim babası sayılabilir çünkü bu akımı böyle sistematik bir şekilde ele alan olmadı. Bahadırhan kısa yoldan "Türk-İslam Sentezi"ni yok etmek istiyor gibi görünüyor. Aslında Türk-İslam sentezi de bu karşı koyuş karşısında aciz ve çürük görünüyor... Zira Türk-İslam sentezi denilen fikir akımı adından da sorunlu olduğunu belli eder, sentez için tez ve anti-tez çarpışır, zıtlıkta bir ara yol, yeni form bulunur. Oysa ne Türk İslam'ın tezi, ne de İslam Türk'ün anti-tezidir. Necip Fazıl, Cumhuriyet inkılabını
Seküler Milliyetçilik 2: 21.Yüzyılda Türk Milliyetçiliğinin PratiğiM. Bahadırhan Dinçaslan · Liberus · 202455 okunma
Reklam
Puan vermedi·344 syf.·
2026 3. kitabı
Ne zamandır şöyle uzun uzadıya bir şiir kitabı okuyup üstüne düşünmemiştim, bu sessizliği Rahatı Kaçan Ağaç ile bozduğum için mutluyum zira çok farklı bir üslup okuyup hazmettim. Zaman zaman Ziya Osman Saba kokusu aldım şiirlerden Melih Cevdet Anday (özellikle ilk dönemleri) ile Ziya Osman Saba arasında, ilk bakışta farklı edebi anlayışları (Garip, Yedi Meşaleciler vesaire) temsil etseler de, tematik bir yakınlık var gibi... Tam anlamlandıramadığım, hissiyat benzerliğine yakın bir şey bu. Dil her ikisinde de oldukça pürüzsüz ve aşırı sade.... Sadece Anday'ın mitolojiye temas ettiği şiirlerde kelime seçime değişmiş. Ziya Osman Saba şiirlerinde olduğu gibi çocukluk özlemi, nostaljik ruh (geçmişe duyulan özlem), bağırmayan hafif bir hüzün (melankoli) var fakat farklı olarak Saba'da olağanüstü bir idareyi kabulleniş, mistizme dayalı bir teslimiyet ve duyguyu bu kabullenişle bastırmak söz konusuyken Anday'da bu akılcı bir sorgulama eşliğinde yapılıyor bu. Ağaca kitap verip huzurunu kaçırtmak bu minvalde bir metafor... Açıkçası Saba bana daha çok hitap ediyor ama itiraf ederim Telgrafhane şiirinde kendimi gördüm. 1952'de yazmış ve demiş ki Uyumayacaksın Memleketinin hali Seni seslerle uyandıracak Oturup yazacaksın Çünkü sen artık o sen değilsin Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin Durmadan sesler alacak Sesler vereceksin Uyuyamayacaksın Düzelmeden memleketin hali Düzelmeden dünyanın hali Gözüne uyku giremez ki... Uyumayacaksın Bir sis çanı gibi gecenin içinde Ta gün ışıyıncaya kadar Vakur metin sade Çalacaksın. Memleketin hali düzelmeden uyumamak, bir vicdanın tepkisi, bir vicdan muhasebesidir. Uyuyamadığım günler geliyor aklıma, çocukluğumdan beri... En erken anılarım Bosna'dan, Almanya'dan gelirken Bosna'yı geçmek zorunda kalan teyzemlere bir şey olmasın diye dua
Rahatı Kaçan AğaçMelih Cevdet Anday · Adam Yayıncılık · 2000299 okunma
BİRKAÇ MUAMMA VE TEZLİ PROPAGANDA
Puan vermedi·408 syf.·
2025 4. kitabı
Tezli propaganda... Evet bu kitaba en uygun düşen tanım bence budur. Stefan Ihrig, Hans-Lukas Kieser gibi fonlanan kimi tarihçiler Atatürk Türkiyesi'nin bir Nazi İmparatorluğu öncülü olduğu fikrindeler, bu fikirlerini desteklemek için de akademik eserler meydana getiriyorlar, Nazilerin affedilmez günahı Yahudi Soykırımını da İttihatçıların Ermeni Kıtaline benzeterek buradan "Almanları suçluyorsunuz ama Türkler de masum değil" tezini dünyaya kabul ettirmeye çalışıyorlar. Türkiye'de Alfa ve İletişim yani Mehmet Faruk Bayrak ve Osman Kavala da buna her daim çanak tuttu Alfa'dan emin olmamakla beraber İletişim'den tamamen eminim bunu katiyetle kasıtlı olarak yapıyor... Kitabın orijinal adındaki değişikliği bile bu niyeti açıkça gösteriyor: Talaat Pasha: Founder of Modern Turkey, Architect of Genocide by Hans-Lukas Kieser "İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı" Modern Türkiye'nin Babası terimi niçin sansürlendi? Kitabı okuyanlar kendi mi karar verecek öyle olup olmadığına? Anlayamadığım bir mesele de şudur, İttihatçılık bu denli melun bir hareket idiyse niçin Osman Kavala, Tarık Buğra gibi milliyetçi bir adamın kızıyla evli? Hatta eşinin dedesi Mehmet Nazım Bey Kuvvayı Milliyeci ve sıkı ittihatçı değil mi? Ben mi yanlış biliyorum? Farzı muhal aşk engel tanımaz sayalım fakat şirketini emanet ettiği kişi olan Zeki Türkkan bizzat Medine Müdafii Ömer Fahrettin Türkkan Paşa'nın torunu değil midir? O halde nedir bu İttihatçılara olan gayz? Niyetim basit bir kitap incelemesini şahsileştirmek değil, uzun süredir devamlı bir propaganda arz eden yayınların niçin tek bir kaynaktan fışkırdığını ve bu feveranı başlatan kişinin aile-efradının çevresinin İttihatçılıkla bu kadar içli dışlıyken karşıt yayınları adeta bir düşman hıncıyla bastırarak Türk milletinin şuurunu dumura uğratmak
Talat PaşaHans-Lukas Kieser · İletişim Yayınları · 202119 okunma
Puan vermedi·165 syf.·
2025 3. kitabı
Mehmet Orhan Okay 13 Ocak 2017'de kaybettiğimiz ve Topkapı Çamlık Mezarlığında ebedi istirahatgahında olan bir kıymetimizdir. Yazılarını, eserlerini severek okumuşumdur. Vefatından 2 yıl önce yayınladığı Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun Mektupları'nda yer alan bir ifade özellikle dikkati çekti ve üzerine bir hayli düşündüm. Orhan Okay rüyasını Nurettin Topçu'ya tabir ettiriyor ve rüyasında Karamazov Kardeşlerden bir sahne var, Topçu bu rüyadan son derece etkilenerek şöyle yazıyor cevap mektubunda: "Dimitri Karamazof’un rüyasını görselerdi. O zaman uyanırlardı. Ama bu herkese nasip değil ki. İmanın, Allah’ın lütfu olduğunu bilirsin. Âlemşümul merhamet duygusunda din ile milliyetin nasıl kucaklaştığını da yakından tanıyorsun. Görüyorsun ki âlemde hakikat birdir. Dinsiz milliyetçi bir hoyrat, milletten uzaklaşan dinci bir sahtekârdır. Turancılar gibi bizim İslamcıların da sefaleti bundandır. Hiçbirisi Allah’ı bilmiyor." diyor. Açıkçası önceden ben de böyle düşünürdüm fakat şimdilerde bu kanımdan bir hayli uzaklaştım. Turancılık ve İslamcılık bir zamanlar birbirine çok yakındı, pozitivist milliyetçiliğin gelişimi aradaki farkı keskinleştirdi ve hattı kalınlaştırdı. Milletler için soysuz bir dindarlık ve dinsiz bir soyculuk tasavvurunun kabul göremeyeceğini peşinen kabul ederim zira bunlar sadece zümreler için böyledir. Kişilere gelince en uçarı örnekleri bulmak kabil. Din de milliyet de bireyselliği sınırlayan iki ölçüttür. Bir şahsın bu ikisine aynı anda sahip olmadığı yahut aynı anda ikisine de sahipken farklı bir hayat tarzı sürmesi çok muhtemeldir. Kişiler bu bakımdan daha geniş bir perspektif arz ediyor. Nurettin Topçu'ya tüm Turancıları dinsiz gibi görmesini ve onlara hoyrat yakıştırması yapmasını yadırgamıştım fakat sonra düşündüm ki Topçu da en
Anadolu'dan Hatıralarla Nurettin Topçu'nun MektuplarıM. Orhan Okay · Cümle Yayınları · 201528 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2025 2. kitabı
Hüseyin Çelik malum sebeplerden dolayı sevmediğim bir kişi... Eseri okurken bu önyargımı olabildiğince göz ardı ettim fakat dikkatimi çeken bazı hususlar oldu. Evvela Çelik bazı çıkarımlarda bulunurken bugünü de içine alan yorumlarını esere katmış, bununla eski partisine ve eski arkadaşlarına mesajlar verdiği açık. Bu tip adamlar mertliğin edebiyatını yapıp mertçe kanaatini açıklamayarak yaşamaya alışkın, bunların en merdi bile merdi kıpti gibidir şu haliyle Abdülhamidle ilgili çıkarımlarını beğendim ama karşısına aldığı eski dostlarına siz değiştiniz bile diyemediği için korkaklığı cari. Bir diğer husus Said Nursi ile alakalı Abdülhamide olumsuz bakış açısı olan nice Pan İslamist varken Said Nursi gibi ne olduğu belirsiz bir adamın fikirlerine onlarca sayfa ayırması da Hüseyin Çelik'in düşük muhakemesini ve eski partisinin Nurculara bakış açısından siyrıldigini anlatmak için yapılmış kasıtlı bir şey. Sanki kendisine bir sürü soru gelmiş de aralarından en iyilerini seçmiş gibi kitabı soru cevap şeklinde oluşturmuş. Bu niye yapılır? Bir kişinin hayatını baştan sona okuyup uzun boylu bir araştırmaya katlanamayanlar böyle yaparak sırf ortaya bir eser çıksın diye bunu yaparlar. Bizim ahmak Siyasal İslamcılarımıza Abdülhamidin esasta ne olduğunu anlatmak için yeterliyse de döneme hakim zihinler için boş bir eser...
Sultan AbdülhamidHüseyin Çelik · Alfa Yayıncılık · 202534 okunma
Reklam