Başrolünde güçlü kadın karakterin olduğu bir mitolojik romanı daha severek okudum. Angrboda’nın tanrılar karşısındaki savaşı ve sevdikleri uğruna yaptığı fedakarlıklar akıcı bir dille anlatılıyor kitapta. Mitolojiye ilgi duyan herkesin beğenerek okuyacağını düşünüyorum. İskandinav mitolojisi ile ilgili daha önce okuma yapmayanlara ise kitabın sonundaki “ekler” kısmının yardımcı olacağını belirtmek istiyorum.
İnsanlardaki kibir başka hazların peşinden koşmadan edemiyor. Doğal kaygısı onun, şayet ufukta daha büyüğünü göremiyorsa herhangi bir mutluluğu algılamasına izin vermiyor.
Erkek biraz çamurdan, biraz da sudan oluşmuştur. Niçin kadın da çiy damlalarından, dünyevi buharlarla ışık huzmelerinden ve sıkıştırılmış bir gökkuşağının kalıntılarından oluşmuş olmasın?