Meğer hayatımdaki en büyük eksikliklerden biri bu kitabı okumamakmış.Sonunda göz yaşlarımı tutamadım.Jean Valjean muhteşem bir karakter vicdan muhasebesiyle baş başa kalıp savaş veren birçok kahramanla tanıştım ancak o en sevdiğim oldu.Kitaptaki olay anlatan kısımlar su gibi akan bir sürükleyiciliğe sahip.Ama Waterlo Savaşı,Fransa’nın alt yapı sistemi vb.kısımlar Fransa’nın tarihine çok hakim olmaman sebebiyle bana zor geldi.Ama iyi ki okudum okuduğum için çok şanslı hissettiğimi kesinlikle söyleyebilirim.
Jean Valjean ablasına ,onun çocuklarına ekmek götürebilmek için fırından ekmek çalmak zorunda kalır. Bunun neticesinde kaçma girişimlerinde de bulunması sebebiyle 19 yıl hapis yatar. Hapisten çıktığında eski bir mahkum olması sebebiyle herkes tarafından dışlanır parasıyla dahi yemek yemesine izin verilmez.Karşılaştığı Digne piskoposu Bienvenu onu evine alır yatacak yer verir. Jean Valjean ise sabah olmadan evdeki gümüş kaşık çatal takımını çalarak evden gider. Yolda onu yakalayan polisler pederin yanına onu götürüp bunları sizden çalmış olmalı dediklerinde peder onları kendisinin hediye ettiğini hatta gümüş şamdanları da almasını istediğini söyler.Bu iyilik karşısında tam bir içsel çatışma yaşayan kahramanımız kendini bilmez halde yolda yürürken bir çocuğun elindeki parayı alır çocuk uzaklaşıp gittiğinde ne yaptığının farkına varır çok pişman olur onu arar ancak bulamaz. O esnada kahramanımız ya çok iyi olacağım ya da rezalet bir insan olmaya devam edeceğim diyerek bir çatışma yaşamaktadır ve geçirdiği dönüşümle artık adını da değiştirerek bir fabrika sahibi zorda olan her insana sahip çıkan M.Madeleine olarak karşımıza çıkar.Fantine çocuğu ile tek başına kalmış rahatça çalışıp ona bakabilmek için çocuğunu emanet bırakmış bir kadındır .Çocuğuna bakabilmek için