Padişah ve İstanbul Hükûmeti tarafından kovulmuş ve idama mahkum edilmiş bulunuyordum. Çalışmalarım bir kongrenin seçmiş olduğu bir hey’et içinde, yani bir Hey’et-i Temsiliye içinde ve onun adına idi. Millî amaca hizmet için çalışmak ve özellikle bu konuda başarıya ulaşmak için resmî bir ünvan ve yetki şartı var idiyse, o şart zaten benim kendimde yoktu.