Özkan Öztürk

Özkan Öztürk
@Herkesbituhaf
13 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Kendi yazdığım ilk denemem kusurum varsa affola.. Artık hiçbir şey tahmin etmiyor, hiçbir şey beklemiyorum. Ayak sesleri kararlı bir şekilde uzaklaşırken, hayatımda bir devrin kapandığı gerçeğini kabul ediyorum, ve berbat bir yarına atacağım ilk adımdan evvel gecenin son saatlerinin odayı yalnızlığımın rengine boyamasını seyrediyorum, oda o kadar karanlık ki gözlerim bile alışamıyor bu zifiri siyaha. Dizlerimin üzerine kapanarak tırnaklarımı avcuma geçiriyor, boğazımı tıkayan hıçkırıkları zaptetmek için yutkunuyorum, artık ayak seslerinin yerini saf bir sessizliğin çıkardığı muhteşem gürültü alıyor ve kulaklarımı yırtarak ilerleyen bu ses beni gitgide ezerken tek huzurum yalnızlığıma sarılıyorum.
deneme.
Tam da olmak istediğim yerdeyim herkesten uzak kendime olabildiğince yakın. Kış etkisini olabildiğince göstermiş ağaçları yapraklarından ayırdığı bitki örtüsünü beyaz renge boyadığı bir gün ortası, bulutların neredeyse yere değecek hissi uyandırdığı sisli ovaya baktığım bu tepenin yamaçlarını mor renge bürüyen yabani siklamen çiçekleri ve kurumuş fındık ağaçları eşliğinde seyre dalıyorum. Tam da olmak istediğim yerde tabiatın ve düşüncelerimin içinde, her daim olduğu gibi yalnız...
Senden geçemiyorum ben hâlâ..
Yedi rengi var güneşin, olmaya korktuğum yerde suyun karşı kıyısında sana çok yakın ve çok uzak bir noktada gün batarken aksam güneşinin turuncuya boyadığı binalardan suya yansıyan turuncu ışıkları seyrediyorum özledim ama söyleyemiyorum..
Değiştirmeyeceğimi anladığım şeyleri kabul ettim ve savaşım bitti
Yılın ilk ayının son günleri güneş çoktan veda etmiş yıldızların görünmediği bir gece, yüzlerce pencerenin aydınlattığı manzaramda pencereme sokak lambasının sarı ışığı vuruyor, henüz yeni yeni dinmek üzere olan yağmur perdeleri yarı çekilmiş penceremden gözyaşlarım gibi kayıyor.
2. Denemem
Bitmek üzere olan ve avucumun içinde kaybolan kurşun kalemimle notlar alıyorum kitabımdan. Duvarda kömür sobasından yansıyan alevlerin dansı... üzerindeki Mandalina kabuklarından yayılan taze koku ve kaynamak ile kaynamamak arasında gidip gelen her daim sobanın arkadaşı Güğüm'den gelen ve en güzel şarkıya bile kafa tutan ıslık sesini dinleyerek yazıyorum... Zaman adeta bir Kağnı gibi yavaşlamış ve ben duvar saatinin saniye aralığında kayboluyorum. Her daim kirpiklerimin ucunda barınan gözyaşlarım usulca yanaklarımı ıslatıyor ardından kağıdımdaki cümlelerime düşüp kelimelerimi ıslatırken dağılan mürekkebi izliyorum ağlamak zihnimi açıyor ve garip bir mutluluk içimi kaplıyor. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum sanki tüm dertlerim gözlerimden akarak beni hafifletiyor