Her birimiz kendimizi başkalarıyla kıyaslama eğilimi gösteririz. Küçüklükten beri sosyal kıyaslama zihnimize kazınmıştır. Ebeveynler bile çocuklarından birinin diğerinden daha zeki, daha atletik ya da daha sosyal olduğunu açıkça dile getirmekte bir sakınca görmezler. İlkokuldan başlayarak sınav sonuçlarımız bir "eğri" üzerinden değerlendirmeye tabi tutulabilir, böylece ortaya koyduğumuz performans sadece akranlarımızınkiyle birlikte değerlendirildiğinde anlamlı hale gelir. Lisede, üniversitede ve ilerisinde pek çok fırsat (burslar, seçkin okullara kabul, okul takımına girmek) diğer öğrencilerden daha iyi bir performans sergilememize bağlı olarak bize sunulur. Kendi sıralamamızı, kendimizi düzinelerce farklı parametre üzerinden başkalarıyla kıyaslayarak okuma eğilimindeyiz: maaşımız, şirketteki statümüz, bir tenis oyuncusu olarak rekabet kabiliyetimiz gibi.