Hesna Kesen

Her birimiz kendimizi başkalarıyla kıyaslama eğilimi gösteririz. Küçüklükten beri sosyal kıyaslama zihnimize kazınmıştır. Ebeveynler bile çocuklarından birinin diğerinden daha zeki, daha atletik ya da daha sosyal olduğunu açıkça dile getirmekte bir sakınca görmezler. İlkokuldan başlayarak sınav sonuçlarımız bir "eğri" üzerinden değerlendirmeye tabi tutulabilir, böylece ortaya koyduğumuz performans sadece akranlarımızınkiyle birlikte değerlendirildiğinde anlamlı hale gelir. Lisede, üniversitede ve ilerisinde pek çok fırsat (burslar, seçkin okullara kabul, okul takımına girmek) diğer öğrencilerden daha iyi bir performans sergilememize bağlı olarak bize sunulur. Kendi sıralamamızı, kendimizi düzinelerce farklı parametre üzerinden başkalarıyla kıyaslayarak okuma eğilimindeyiz: maaşımız, şirketteki statümüz, bir tenis oyuncusu olarak rekabet kabiliyetimiz gibi.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zaman içinde olağanüstü bir hak sahibi olma takıntısı da geliştirdik. Daha çok paraya ve hayallerimizi süsleyecek kadar muhteşem bir işe sahip olmaya, bizi sürekli tatmin eden bir ilişki yaşamaya, fikirlerimizin dinlenmesine ve başkaları tarafından saygı görmesine ve zamanımızın büyük bir kısmında iyi hissetmeye hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Öncelikle, günümüzde her konuda birden çok seçeneğe sahip olabiliriz ancak bu seçimlere rehberlik eden bir değerler boşluğu bulunmaktadır. Hangi mesleğe yöneleceğimize, evlenip evlenmeyeceğimize ya da çocuk sahibi olup olmayacağımıza karar verme hakkına sahibiz. Bu seçimler bizi ebeveynlerimizin, inançlarımızın ya da sosyal normların dayattıklarını değil, kendimiz için en iyi olduğuna inandığımız şeyleri yapmak için özgürleştirmektedir. Peki ama bizim için en iyi olan şeye nasıl karar veririz? Bizden önceki nesiller hiçbir zaman seçimleri üzerinde söz sahibi olan değer sistemlerini sorgulamamış olabilirler ancak biz artık her şeyi sorguluyoruz: dini, yurtseverliği, hümanizmi
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Herhangi bir nedenden dolayı moraliniz bozuk olduğunda, bu ruh haliniz beyninizde geçmişe ait olumsuz anıları ve olumsuz düşünce biçimlerini muhafaza eden devreleri harekete geçirir (kelimenin tam anlamıyla aydınlatır) ve bu devreleri rahatça erişilebilir hale getirir: Buralara ulaşmak artık bilinçli düşünceleriniz aracılığıyla daha kolay olur. İşte tam da bu sebeple kötü bir ruh halindeyken olumsuz şeyleri düşünmeniz, kendinizi iyi hissediyorken bunları düşünmenizden daha kolay olur.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Alıntı
Aşırı düşünmenin üstesinden gelmeye çalışmak bataklıktan çıkmaya çalışmaya benzer. Bu yolda atılacak ilk adım düşüncelerinizin pençesinden kurtulmaktır. Böylece bu düşünceler sizi daha da aşağıya çekemezler ve boğulmaktan kurtulabilirsiniz. İkinci adım çamurdan sıyrılıp, olan biteni daha net görebileceğiniz ve gelecekte ilerleyeceğiniz yön konusunda daha iyi kararlar verebileceğiniz daha yüksek bir noktaya konuşlanmak olmalıdır. Üçüncü adım ise aşırı düşünme tuzağına tekrar düşmekten kaçınmaktır.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı