Hesna Kesen

BAZEN ZİHNİM BANA, bir sürü pencere açılmış bir bilgisayar ekranı gibi geliyor. Masaüstü darmadağın. İçimde mecazi bir çarkıfelek dönüp duruyor. Bana ket vuruyor. O pencerelerden bazılarını kapamanın, dağınıklığın birazını çöp kutusuna sürüklemenin bir yolunu bulsam düzeleceğim. Ama hepsi de o kadar gerekli görünürken, içlerinden hangilerini seçmeliyim? Dünya bu kadar aşırı yüklüyken, zihnimdeki aşırı yüklenmeyi nasıl durduracağım? Bizler her şeyi düşünebiliriz. Bu yüzden zaman zaman kendimizi her şeyi düşünürken bulmamız gayet normal. Bazen kendi hayrımıza ekranları kapayacak cesareti bulmamız gerekebilir. Yeniden bağlantı kurabilmek için bağlantıyı kesecek cesareti.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Modern dünya kendimizi kötü hissetmemize neden oluyorsa takdire şayan şeylerin pek bir önemi kalmıyor çünkü insanın kendini kötü hissetmesi berbat bir şey. Ortada bir neden yokken kötü hissettiğimizin söylenmesi, daha da berbat.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Kısa vadede iyi hissetmenizi sağlayan birçok şeyin uzun vadede size kötü gelmesi, zihinsel karmaşayı yaratan şeydir. Yapmanız gereken şey kendinizi bilmekken, kendinizi oyalarsınız.
Sayfa 3·Kitabı okudu
Alıntı
Belki de siz herkesin omzunda ağlamak için koştuğu, desteğine ihtiyaç duyduğu ve dertlerini dökmek için başvurduğu o dostsunuzdur. Ancak sorun şu ki siz derdinizi anlatma ihtiyacı hissettiğinizde, onlar bunu kaldıramazlar. Zira bu arkadaşlarınız için siz güçlü olan, her koşulda ayakta kalabilensinizdir. Kederli ve tedirgin olduğunuzda, bu onların sizde görmeye ihtiyaç duydukları güçlü insan imajını tehdit eder ve bunun olmasına izin vermeyeceklerdir. Bu yüzden sizin endişelerinizi görmezden gelmeyi yeğlerler: "Sen her koşulda böyle şeylerin altından kalkarsın," derler ya da durumu tersine çevirip kendi endişelerini sıralamaya başlarlar: "Bunun kötü olduğunu mu düşünüyorsun! Dün beni görmeliydin, berbat haldeydim. Dur bak, sana anlatayım."
Sayfa 167·Kitabı okudu
Alıntı
Başkalarını kusurlu davranışlarına rağmen affetmek, içinde yaşadığımız kültürde son on yıllarda karşılık bulan hak sahibi olma takıntısıyla örtüşmez. Hak sahibi olma takıntısına göre, işlerin bizim istediğimiz şekilde ilerlemesine hakkımız vardır ve böyle olmadığında bizi incitenlerden alenen intikam alma hakkına da sahibizdir. Karşımızdakini affettiğimizde ise misilleme yapma hakkımızdan feragat etmiş oluyoruz. Bu duygusal açıdan hepimiz için zorlayıcı bir meseledir çünkü her birimiz yaşamlarımız boyunca pes etmemek, işin ucunu bırakmamak ve geri adım atmamak için eğitildik. Özellikle de bize karşı işlenen suç son derece ağırsa (cinsel saldırıya maruz kalmışsak, ihmal edilmişsek ya da kanunsuz bir şekilde işten çıkarılmışsak), failleri affetmek imkânsızmış gibi görünebilir.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı