BİR ŞEYİ -ŞÖHRETİ, genç görünmeyi, 10.000 beğeniyi, sımsıkı karın kaslarını, tatlı yemeyi- istemekte sakınca yok ama istemek, aynı zamanda yoksun olmaktır. "İstemek" bu demektir. Bu yüzden ne istediğimize ve isteklerin içimizde çok fazla delik açmamasına dikkat etmeliyiz yoksa mutluluk delik kovadan akan su misali içimizden akıp gider. İstediğimiz an, tatminsiz olduğumuz andır. İstedikçe, daha çok eksiliriz.
Kimi zaman toplum da Apple'ın yaptığı şeyi yapıyormuş, elimize bir tornavida alıp sorunun ne olduğunu kendi gözlerimizle görmemizi hiç istemiyormuş gibi geliyor. Ama yapmamız gereken tam da bu. Çünkü bazen sorunu tanımlamak, sorunun farkında olmak, çözümün ta kendisi.
GERÇEK SİZİ HAYALINIZDEKİ sizle kıyaslayıp durmayın. "Keşke"ler denizinde boğulmayın. Paralel evrenlerdeki, farklı seçimleriniz sayesinde farklı hayatlar yaşayan farklı hållerinizi düşünerek zihninizi çöplüğe çevirmeyin. İnternet çağı seçimleri ve kıyaslamayı teşvik ediyor ama kendinize bunu yapmayın. "Kıyaslama mutluluğun katilidir," demiş Theodore Roosevelt. Siz, sizsiniz. Geçmiş, geçmişte kaldı. Yaşamınızı ancak bu ânın içindeyken güzelleştirebilirsiniz. Pişmanlıklara odaklanmak ancak şimdiki anın da gelecekteki keşkelerinizden birine dönüşmesine yarar. Kendi gerçekliğinizi kabullenin. İnsan olun ki hata yapabilin. İnsan olun ki gelecekten korkmayın. İnsan olun ki nasıl denir, insan olun. Hayatta geldiğiniz yeri kabullenmek, kendi derdinize yanıp durmadan başkaları için de mutlu olabilmenizi fazlasıyla kolaylaştıracaktır.
"Doğada," diye yazmış Alice Walker, "hiçbir şey kusursuz değil ve her şey kusursuzdur. Tuhaf şekillere girmiş, eğri büğrü ağaçlar her şeye rağmen güzeldir." O biyonik seks robotlarınınki kadar sıkı, simetrik ve genç kalan vücutlarımız asla olmayacağı için toplumun gerçekdışı "en iyi" vücut modeline sahip olmadığımız hâlde sahip olduğumuz vücutlarla nasıl mutlu olabileceğimizi derhal öğrenmeliyiz çünkü vücudumuzdan memnun olmamak daha iyi görünmemizi sağlamıyor.