Ateşten Gömlek de bundan böyle Anadolu’daki savaş, yıkım ve zaferlerin sözcüsü olacak, acılar ve kırık sevinçler ortasında “yarın”ı özleyecektir. O kadar ki, romancı, Peyami’nin anlattığı korkunç gerçekleri insanlık için utanç verici bulur ve ne insanlığın ne Türkiye’nin bir daha böylesi acılardan geçmemesi temennisiyle, roman kahramanının bir “kâbus” gördüğünü ileri sürmekten kendini alamaz.
Ateşten Gömlek işte o çok çarpıcı temenniyle son bulmaktadır.
Zannediyorum ki kafamın içini açtıkları gün kalbime de bakacaklar, kalbimin sırrını da okuyacaklar; sonra bu imansız insanlar “divane genç” diyecekler. Kafamı, kalbimi altüst edecekler. İçindeki sevgili dünya, içindeki azap ve gözyaşı dünyası, ateş ve aşk dünyası, silinecek. Sonra benden ne kalacak?