Buhranlı yalnızlık anlarında, içinde peyda olan çift adam gene karşılaşmıştı. Bu iki adam da kendisiydi; fakat bazen kendisinin üçüncü bir adam gibi onların münakaşasını dinlediği de olurdu. Bu sefer ikisinin de sustuklarını gördü.
İçimin hamleleri fikirlerimin istikametiyle muvazi gidiyor; fakat beni âdeta karar vermeden icraya sevk ediyor; harekete geçtikten sonra kendimden müsaade alıyorum, kendime emrivakiler yapıyorum; icranın şeklini ve zamanını evvelden tâyin edemiyorum, ne zaman uçacağını bilmeyen bir kuşa benziyorum; aklım ve mantığım, topal bir kâhya gibi, gayr-i iradî hareketlerimin peşinden koşuyor.
Fakat bu ne kadar doğru bir his, göğsünü ve boğazını nasıl sıkıştırıyor, bir taş kadar ağır, fakat bir “madde” değil. Madde olmadığı için “yok” mu? Hâlbuki ne kadar var!