Savaşı kimin başlattığı, kimin haklı olduğu gibi mantık yürütmeler, boğucu hale gelen korku ve nefret ikilisi karşısında bütün anlamını yitirmişti. Herkes intikam istiyordu. Korku nefreti, nefret korkuyu besliyordu.
Martılar Başkan’a ya da adamlarına zarar verse üzülemezdik herhalde ama bu iş, savaşı başlatanlar yerine, masumların can verdiği kanlı bir trajediye dönüşmüştü.
Bu zor ölüm pahasına asıl elde ettikleri, korkutmaydı, yüreklere dehşet salmaydı. Sadece bunun için de kendini öldürmeye değmezdi doğrusu. Çünkü korku duygusu geçiciydi. İnsan bir gün korkar, ertesi gün unutur, hayatın ayrıntılarına dalar ve kahkahalarla gülebilirdi.