Yaşam anlardan oluşur, anlarda yaşanır. Ya o an ile bir, onun içinde yerini almış, onu yaşayan ve deneyimleyen bilinçsin ya da ona direnen, karşı koyan, ayrı olmaya çalışansın. O zaman yaşamda olamazsın. İçinde olmadığın bir şeyi yaşayamazsın. Var olamazsın. ... Direndiğin her an yoksun yaşamda.
Dönüşüm için öncelikle neredeysen orada olmayı, yaşamla birleşmeyi öğrenmen gerekiyor. Birleşmediğin bir şeyi yönlendiremezsin. Birleşmediğin bir şeyin akışını dönüştüremezsin.
Şikayet kendi oluşturduğun tatsız gerçekliğe, bir başkası ya da başkalarının sebep olduğu palavrasına dayanmak, bu sebeple kendine acımak ve kendin yetmiyormuş gibi, bu ne kadar kurban olduğun masalına karşındakini de inandırma çabasından başka bir şey değildir ve bence insanın muhteşemliği göz önüne alınırsa çok üzücü.
"Nefes ana enerji kaynağımız. İhtiyaç duyduğumuz enerjinin yüzde yetmiş beşini nefesten almamız gerekiyor. Üstelik nefes ana detoks sistemimiz. Yeterince nefes alamadıkça toksin biriktiriyor sistemin. Ve yetişkinlerde maalesef yüzde yirmilere hatta otuzlara kadar düşüyor alınan nefes miktarı."
"Neden bu kadar az alıyoruz peki? Hem sanki herkes öyleymiş gibi konuşuyorsun."
"Herkes tabii. Çünkü her insan, zihninin elinde bir mahkum. İşte bu mahkumiyet nefesin sınırlandırılmasını da içeriyor. Ancak zihninin izin verdiği kaadr nefes alabiliyorsun. Zihinden özgürleştiremedikçe nefesini, gerçekten nefes alması mümkün değil insanın."