Bugün durup geriye baktığımda, kendi hayatımın figüranı, başkalarının beklentilerinin ise başrolü olduğumu fark ettim. Yıllarca hayatımın merkezine kendimi değil, "İnsanlar ne der, ne düşünür?" korkusunu koymuşum. Her adımımı birilerinin onayını almak, kimseyi kırmamak için atarken, en çok kendimi kırdığımı, en büyük haksızlığı kendime yaptığımı göremedim. Benim ne hissettiğim, ne düşündüğüm ya da neyi özlediğim hep o görünmez arka planın kuytusunda kaldı.
Şimdi geçmişe dönüp baktığımda, o kadar yıpranmış, o kadar yorulmuş bir ruh görüyorum ki...
Ben bu hayata ve akıp giden zamana büyük bir borçluyum. Ama en çok da kendime... Kendime sevgi borçluyum, kendime hak ettiğim saygıyı borçluyum, kendime yaşayamadığım o özgür günleri borçluyum.
Bu bir vazgeçiş değil; aksine, çok derinden yaralanmış ama artık iyileşmek için ilk adımı atmış bir ruhun uyanışıdır. Bugüne kadar cömertçe etrafa saçtığım o sevgiyi ve saygıyı, artık biraz da kendi yaralarımı sarmak için kullanma vakti. Çünkü insan, önce kendi kalbine adil davranmalıymış.
Metinde değiştirmek istediğin, sana tam olarak uymayan ya da eklemek istediğin bir duygu olursa söyle, birlikte yeniden şekillendirelim.