" Kadınların genelde çok sakin olması gerektiği düşünülür : Oysa kadınların da tıpkı erkekler gibi duyguları vardır ; erkek kardeşleri gibi onlar da yetilerini kullanmaya ve çabalarını odaklayacakları bir alana ihtiyaç duyar ; aşırı kısıtlamalar , mutlak durağanlık tıpkı erkekler gibi onları da boğar ; ve daha ayrıcalıklı insanlarının onların puding yapmak ve çorap örmekle , piyano çalmak ve çantalara nakış işlemekle yetinmeleri gerektiğini söylemesi dar görüşlülüktür . Geleneklerin onların cinsi için gerekli gördüğünden fazlasını öğrenmenin peşindeyseler , onları suçlamak veya onlara gülmek düşüncesizliktir."
" 19 . yüzyılda bile kadının sanatçı olmaya teşvik edilmediği gayet bariz , diye düşündüm . Tam tersine kadın hor görülüyor , tokatlanıyor, azarlanıyor ve nasihat ediliyordu. Buna karşı çıkma veya söylenenlerin tersini kanıtlama ihtiyacı , gerginlik yaşanmasına ve yaşam enerjisinin azalmasına yol açıyordu mutlaka ."
Merakı elinden alınan insan , sadece "cevaplarla" yaşayan bir tüketiciye dönüşür. Eğer her şeyin cevabını biliyorsak ( ya da cebimizde taşıdığımızı sanıyorsak), neden her şeyin aynı kalmasına bu kadar şaşırmadan boyun eğiyoruz? Belki de sistemin asıl zaferi budur : Bizi hayret edemiyecek kadar meşgul, merak edemiyecek kadar yorgun ve sorgulayamayacak kadar " bilgili " hissettirmek . Merak bir lükstür evet ama aynı zamanda bir direniş biçimidir . Çünkü " Neden böyle?" diye sormayı bıraktığınız an " Başka türlüsü mümkün " deme şansımızı da sonsuza dek kaybederiz .