Sefil Ali içeri girdi.Doğru saza gitti. Duvardan aldı. Olduğu yere oturup saza düzen vermeye başladı. Birden bir türkü tutturdu. Kalın gür bir sesli vardı. Ses, Sefil Ali'den çıkmıyor gibiydi. Türkü bin yıl öteden geliyor... Uzaktan dağlardan, Çukurovadan, denizden geliyor. Deniz tuzu, çamın sakızı, yarpuzun kokusu bulaşmış. Öyle bir türkü. "Gel benim derdime," diyor, "bir derman eyle. Alemler derdine derman olansın."
Bir an duruyor, bu sefer saz büyüyor. Saz tekrar ediyor :"Derman olansın." Sonra gene başlıyor Sefil Ali...
Yaşar Kemal var olan sistemi o kadar derin ve ilmek ilmek işlenen bi düzenle yazmış ki aslında gelişmekte olan dünyada hala ağalık düzenine modernleşme ve sözde eşitlik adı altında devam ettiğimizi hala isteyenin borusunun öttüğünü eğer düzene baş kaldırılırsa ortadan kaldırılması için harekete geçileceğinin en güzel örneğidir. İnce Memed, yeryüzünde ezilen bütün insanlığın yüzüdür benim için öyle ki; ailemden, evimden, içimden bi parça gibi... Kalbi de yüreği de ortadoğunun gerçeği gibi coğrafyanın kader oluşu gibi eşsiz ama eksik.