Birbirimizle savaştığımızı itiraf ediyorum, ama iki türlü savaş vardır. Biri, bağımsız taraflarin güçlerinin ölçüştüğü şövalyece savaştır; herkes kendi başınadır, kendine kaybedip, kendine kazanır. Bir de sokmakla kalmayıp, aynı zamanda hayatta kalabilmek için kan emen haşaratın savaşı vardır. Bu, asıl paralı askerdir ve bu sensin. Yaşamla baş edemiyorsun; ama kendine bu halinle rahat, tasasız ve kendini suçlamadan bir düzen kurabilmek için, senin yaşama dair bütün becerilerini senden alıp kendi ceplerime soktuğumu kanıtlıyorsun. Yaşamla baş edemediğin şimdi neden umurunda olsun ki senin, sorumluluk benim üstümde, sense rahatça uzanıp, seni bedenen ve ruhen yaşamın içinden taşıyıp götürmem için kendini bana bırakmışsın.
Özellikle cimriliğinden tiksinirdim,çünkü aynı özellik bende muhtemelen daha şiddetli olarak vardı.Cimrilik derin mutsuzluğun en sağlam belirtilerindendir.
Ben sıska, çelimsiz, kuruydum; sen güçlü, boylu boslu ve iriydin. Daha kabindeyken bile kendimi acınası bulurdum, üstelik yalnızca senin değil bütün dünyanın karşısında bu böyleydi, çünkü sen benim için her şeyin ölçütüydün.