Ortalama 60 yıllık ömre
200 yıllık plan yapıyoruz.
Sonra, yok efendim
neden mutsuzuz?
Öğretilmiş Mutsuzluk
Bize hep kendimize düşman olmamız öğretildi. Sahip olmadığımız şeyler bize aitmiş gibi gösterildi. Ve bu öylesine nüfuz ettirildi ki, idrak bizim olanla bize ait olmayanı ayırt edemez hale geldi.
Sahip olamadıklarımızın peşinden koşarken, sahip olduklarımızın kendi elimizle dilencisi olduk. Yaşamımızı bataklığa çevirecek tüm yollardan yürümeye mecbur bırakıldık. Sen okuyucu, bu satırları okuyorken bir saniye ara ver ve kendine sor: Mutlu musun?
Cevabın hayır mı? Çünkü yaşamı sevmek için gereken şeyler gölgede kaldı. Bize mutsuzluğu öğrettiler çünkü. Bizler öğretilmiş mutsuzlarız.
Gölgeden çık artık! İçindeki güneşin doğmasına müsaade et. Mutluluk içinde ve sen kendinden başka her yere bakıyorsun.
Sevgi...
Ben bu kelimeyi çok duydum
çok da arar oldum.
Gerçek sevgi eylem gerektirir.
İcraat ister.
Banyo kapısının arkasındaki çalı süpürgesi de
beni seviyor olabilir mesela değil mi?
Varsa bile gizlenen, gösterilmeyen sevginin
hiçbir değeri, hiçbir önemi yok benim gözümde.
“Sevdiğinize, sevginizi hissettirin.”