Tanrı’nın güneşinden uzaksınız, suyundan uzaksınız, havasından, otundan, çiçeğinden uzaksınız. Nasıl yaratılmışsınız, nasıl olmalısınız, hiç de öyle değilsiniz. Yüreğinizde kötü sözler var, kara yollar var. Güneşin nuru, suların aydınlığı, havanın diriliği, otların, çiçeklerin kokusu kalbinizi yıkamıyor. Yüreğinizi temizlemiyorsunuz.
Öyle yıllardı işte. Şakir dede gibi varlıklı bir adamla babam gibi memur maaşıyla yaşayan biri aynı sokakta oturabilir, dere yatağına yapılmış bir gecekonduda kirada yaşayan bir işçi kadının kızıyla onun torunu aynı okulda okuyabilirdi. Birine samimiyetle üzülmek için onu tanımak gerekmezdi.
Başkalarının gözünde yas tutmanın doğru, münasip bir yolu var: Ne çok az ne çok fazla. Ama yasın perdelerin gerisinde tutulan bir kısmı da var; sadece bize ve ölene ait bir kısım.