İçine kapanan yürek kendi derinliklerini kazmaya başlar,duygularını boşaltamayınca kazdığı çukuru daha da derinleştirir.Hayaller,varsayımlar,tahminler,taslağı çizilen romanlar,arzu edilen maceralar,fantastik kurgular;tutkuların,parmaklıklı kapıların izin verdiği anda hemen içeri girdiği o kasvetli gizemli konaklarında,ruhun iç karanlığında şekillenen düşünceler bundan kaynaklanır.
Söyleşi bitiyor ve ben tavan arasına,odama çekilerek açık bir pencerenin önüne oturup,uyuyan köye,kaskatı bir sessizlik içindeki kırlara bakıyorum.Benden ne kadar uzaksalar,toprağa o denli yakınmış gibi duran yıldızların karanlık geceyi delen ışıkları…Sessizlik o denli güçlü ki,insanın yüreğini basbayağı sıkıştırıyor;oysa düşünceler boşlukta sonsuz bir akış içinde ve ben tıpkı bizim köy gibi usulca toprağa yapışmış sayısız köy görüyorum.Hareketsizlik.Sessizlik.
Beni sıcacık kollarının arasına alan sisli boşluk,sanki binlerce görünmez sülükle ruhumu emiyor ve ben usulca uykuya geçme haline benzer bir gevşeklik içine düştüğümü hissediyorum;ne olduğunu tam anlayamadığım,belirsiz bir kaygının heyecanı içindeyim.Şu dünyada minnacık bir noktayım,bir hiç…