Mutluluğun ne olduğunu bir kere tatmışsam, kederin,elemin ne önemi kalır ? Bir ağacın önünden geçen insan, nasıl olur da mutluluğa kaptırmaz kendini ? Bir insanla konuşurken onu sevmenin mutluluğunu duymamak elde midir ? Ah ben söylemesini beceremiyorum. Yoksa adım başı rastladıklarımızın, yolunu şaşırmış insanların bile hayran olunacak ne güzellikleri var... Bir çocuğa, güneşin doğuşuna, yeşeren otlara, sizi sevenlere çevirin gözlerinizi...
Her şeyi birden anlamak mümkün mü ? Sonuca ulaşmak için başlangıçta zaten her şeye akıl erdirememiş olmak gerek. Çabucak anlamak peşinde olursak, zaten çok şeyi gereği gibi anlayamamış olacağız. Bunu size, çok şey anlamış ve...anlamamış olanlara söylüyorum.
Sorun, hayatta; yalnızca hayatta...Dava,keşfin kendisi değil, keşfedilmek gücünde...Ama ne diye söylüyorum bunları sanki!
Yalnız şunu unutmamalı ki dâhice ya da yeni bir düşünceyi, hatta kafada doğabilecek ciddi bir fikri ciltler dolusu kitapla, otuz beş yıl da anlatsanız bunu başka insanlara tam olarak aktarmayı başaramazsınız. Kafanızın içinde bir türlü çıkmak istemeyen, ölünceye dek sizinle yaşayacak olan şeyler mutlaka vardır. Böylece de düşüncenizin belki en özlü kısmını kimseye aktaramadan göçer gidersiniz.