Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·760 syf.··
Beğendi
·
2023 29. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2023 20:44
Dostoyevski bu eserinde, sara hastası bir genç adamın merkezine yerleştirdiği bir dünyada dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinmekte ve toplumun ne kadar da iki yüzlü bir sistem üzerine dayanarak ayakta durduğunu gözler önüne sermektedir. Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır. Roman bir Dostoyevski klasiği olarak son derece derindir. Gerilmeler ve boşalmalarla yüklü psikolojik ögelerin ağırlıklı olduğu bir eserdir. Dostoyevski burada ideal insan tipini çizmek istemiştir. Başları ve sonları akıcı olan bu kitabın ortalarını okurken biraz sıkılmıştım.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
8/10
·753 syf.··
2022 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2022 11:13
merhaba, iyi bayramlar diliyorum :) budala karamazov kardeşler’den sonra zorlandığım ikinci dostoyevski kitabı oldu. iş bankası yayınlarını sesli dinledim, can yayınlarını okudum. ve iş bankası çevirisini daha güzel buldum. kitapta zorlanma nedenim ise şöyle. çok fazla karakter var. neredeyse tüm karakterler ana karakter kadar özenle ve ayrıntılı işlenmiş. bu yüzden olay örgüsünü takip etmek, romanın akışına kapılmak zor. okurken kendime karakterlerin ve ilişkilerinin bir listesini çıkardım. okumak isteyenler bu şekilde daha rahat bir okuma sağlayabilirler. kitap suç ve ceza’dan sonra karamazov kardeşler’den önce yazılmış. okurken ister istemez karşılaştırma yaptım. suç ve ceza’daki suçlu psikolojisi incelemesi budala’nın ilk kitabında karşımıza çıkıyor. karamazov kardeşler’deki din konusu ise prens mışkin ve ippolet’in konuşlarında uzunca bir yer kaplıyor. budala için aşk romanı denilse de benim için aşk romanı değildi. daha çok toplumsal eleştiri ön plandaydı. yazarları eserlerinde görmek çok normal. budala eserinde yazarın hayatından çok fazla etki göze çarpıyor. etkilendiği tablo, daha önce ceza alması, hz. isa sevgisi, kadın karakterleri eşine benzetmesi, kendisi gibi ana karakterin sara hastası olması. bunlar kitapta benim fark ettiğim yerlerdi. benim için güzel bir okuma oldu. keyifli okumalar diliyorum. . . . instagram.com/p/CdC8GLxNDr9/?...
banakalankelimelerokumagrubu
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·760 syf.··
2021 32. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2021 13:53
Kitabın ana karakteri olan soyunun son kişisi Prens Mışkin, epilepsi hastalığının tedavisi için 4 yıl boyunca İsviçre'de tedavi almıştır. 4 yılın sonunda Rusya'ya döner. Bir trende başlayan olay örgüsü, Prens Mışkin'i umulmadık yerlere ve olaylara sürükler. Mışkin karakter olarak inanılmaz iyi niyetli, yardımsever, herkes hakkında iyi düşünmeye ve kişilere güvenmeye meyilli bir yapıya sahiptir. Ki böyle bir yapıda olması zaman zaman beni sinirsel gerilimlere sürüklemiştir. Mışkin bir şekilde gelişen ilişkiler yoluyla kendini sosyetenin içerisinde bulur. Bunun sonucunda kitap boyunca tam 25 karakterle tanışıyoruz. Eser de bir Rus klâsiği olunca bu isimleri takip edebilmek, kim kimdi akılda tutabilmek hâliyle belli bir süre zor oluyor. Karakter fazlalığı olunca olayların karışmama ihtimali, entrikasızlık da mümkün olmuyor. Mışkin ve birkaç karakter üzerinden aşka dair sorgulamalar okuyoruz. Ki bu kısımlarda da beni rahatsız eden durumlar vardı fakat içeriğe dair ayrıntı vermemek için söyleyemiyorum. Aşk meselelerinin yanı sıra toplumsal yapı, dinsel sorgulamalar, aile içi ilişkiler gibi geniş bir konu içeriği mevcut. Kitap hakkında aslında söylenecek çok daha fazla şey var ama ben uzun tutmak istemiyorum. Grup okuması olduğu için çok memnunum çünkü tek olarak okusaydım devam ettirebilir miydim ya da elimde süründürmeden kısa sürede okuyabilir miydim, emin değilim. Büyük bir zevkle okuyamadığım fakat yine de sevdiğim, okuduğum için memnuniyet duyduğum bir Dostoyevski eseri oldu Budala.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
6/10
·760 syf.··
2021 61. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2021 11:59
BUDALA – DOSTOYEVSKİ Budala, Dostoyevski’den okumuş olduğum sekizinci kitaptı. Birçok okuyucu gibi tabii ben de Dostoyevski hayranıyım. Budala kitabını okumadan önce okuyucular Budala’yı sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayrıldığını söylemiştim. Diğer kitaplarında böyle gözlemim olmadı. Ben ne yazık ki sevmeyenler tarafındaki yerimi aldım. Peki neden sevmedim? Biraz ondan bahsedeyim. Öncelikle eserde tabiri caizse diyalog cümbüşü var. Çoğu zaman kim niye konuşuyor, bu konular kitaba derinden hizmet ediyor mu diye kendi kendime düşündüm. Yer yer düşünceye sevk eden diyaloglar da vardı. Ama Dostoyevski’nin sevdiğimiz özelliklerinin bir tanesi farklı fikirleri çarpıştırarak diyalog kurmaktır, bu eserdeki diyaloglar pek öyle değildi. Kitapta bir bütünlük problemi de olduğunu düşünüyorum, parça parça ilerleyen roman okuyucu da birleşmeyen bir kurgu okuduğu hissi veriyor. İnsanların ruhsal durumları ve davranışları iyi aktarılırken, mekân ve çevre tasvirlerine çok az yer verilmiş. Bazı okuyucular Mışkin karakterini çok sevdiğini söylemiş ve çok iyi aktarılan bir karakter demişler. Bunda hemfikiriz ama yine de Budala kitabı Delikanlı eserinden sonra en sevmediğim ikinci kitap olarak yerini aldı. Şimdi yazarın hacimli eserleri arasında okumadığım tek kitabı Ecinniler kaldı…
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
9/10
·784 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 00:07
Kitap zeki, iyi kalpli, maddiyata önem vermeyen, empati gücü sonderece yüksek olan ama bu özeliklerinden dolayı çevresindekiler tarafından budala olarak görülen sara hastası Prens Mışkin'in başrolde tutulduğu; Dostoyevski'nin insanların içsel sorunların ve  toplumdaki varoluşunu , sınıf ayırımını çok iyi işlediği bir roman. Ayrıca trajedik bir aşk romanıda sayılabilir.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
6/10
·760 syf.··
2021 87. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 10:16
"Peki, siz söyleyin bakalım, benim için en iyi ölüm hangisi? Yani her şeyde elden geldiği kadar erdemli kalmak koşuluyla. Haydi söylesenize!..." Prens hafiften, "Önümüzden geçin ve mutluluğumuzu bize bağışlayın," dedi. (S.646) Bu konuşma edebiyattaki büyük cevaplardan biri sayılıyor. Bir kitabı anlatmak hiç bu kadar zor gelmemişti. Sanki akıl hastanesinden firar ettim de orada yaşadıklarımı anlatmam gerekiyor gibi hissediyorum. Dostoyevski bu kitabı yazarken asıl amacının "mutlak iyi adamı anlatmak" oldugunu ifade etmiş. Bunun çok güç bir iş olduğunu kendisi de kabul ediyor. Ona göre mutlak iyi tek insan, Isa'ydı. Don Kişot'ta iyidi, Mr. Pickwick'de ama onların iyi olma nedenleri ayni zamanda gülünç olmalarıydı. Jean Valjean'in uğradığı haksızlık, okuyucuyu da ona yakınlık uyandiriyordu. Merhameti uyandırmak için mizahi ve haksızlığa ugrama mizansenini kullanmadan bir karakter yaratmak istiyordu ve başarırız olmaktan da korkuyordu. Bence istedigi karakteri gercekten yakalayabilmis. Kitabın asıl kahramanı olan "Budala" prens gercekten iyi bir insan. Saf, kötülük düşünmeyen, samimi oldugu kuşku götürmez. Fakat kurguda yer alan diğer karakterler de o denli uç noktalarda işler yapıyorlar ki burası cidden Rusya mı diye düşünmeden edemiyorsunuz. Acaba Prens Mışkin karakterinin özelliklerini daha iyi vurgulamak için mi bu denli tuhaf, zıt karakterler seçti yazar? Uzun konuşmalar, nereye varacagi belli olmayan tartışmalarla şimdiye kadar beni en fazla bunaltan Dostoyevski eseri oldu. Meraklısına keyifli okumalar dilerim.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·760 syf.··
2020 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 22:32
Büyük yazar Dostoyevski’nin ilk büyük romanı Budala kitabımızın başkahramanı Prens Mışkin’in içsel sorunlarını ve toplumdaki varoluşunu olağanüstü betimleme yeteneğiyle anlatıyor kitabı okurken 1868 Rusyası’nda yaşıyor gibi hissediyorsunuz.Mışkin’in,dış dünyadan kopukluğu ve budalalık “Size yemin ederim ki, gereğinden fazla anlamak bir hastalıktır, gerçek bir hastalık.” derecesinde iyi yürekliliğini tanık olmaya hepinizi davet ediyorum.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
10/10
·760 syf.··
2021 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2021 15:34
Toplumun alayına konu olacak şekilde iyi niyetinden dolayı Budala olarak nitelendirilen sara hastası karakterimiz Prens Mışkinle tanışmaya değer kitap. Ayrıca diğer karakterler de kitaba büyük renk katmış, çok değerli karakterler. Finali için bile okumaya değer bir kitap. Sayfa sayısı ve karakterlerin fazlalığı açısından biraz okuması zor olsa da çevirinin ve baskının kalitesi romanın hakkını veriyor. Klasik severlerin mutlaka okuması gereken, güzel bir Dostoyevski klasiği.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
8/10
·760 syf.··
2021 66. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2021 18:09
Kahramanımız Prens Lev Nikolayeviç Mişkin. Sara hastası olması nedeniyle bir süre Avrupa'da tedavi gördükten sonra tek akrabası olan Lizaveta Prokefyevna'nın yanına gelmesiyle hikayemiz başlıyor. Prensin başından geçen olaylar ve aşk hayatı kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Prens'in etrafındaki insanlar ikiyüzlü, ahlaksızdır ;entrikalar peşindedir. Oysaki Prens dürüsttür ve dürüstlük bir budalalıktır diğerlerine göre. . . Olay akışı biraz ağırdan işlenmiş. İlk bölümler hariç kitabın geneli sürükleyici değildi. Olaylardan çok, ruhsal tahlillere önem verilmiş, diyologlar uzatılmış. Bu da olaydan uzaklaşmama neden oldu. Kitabın en son bölümünde olaylar ve kişilerin arasındaki durumlar çözüme kavuşturuldu. Hızlı bir son yazılmış gibi geldi bana. Dostoyevski severim ama bu kitabı bana hitap edemedi.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·760 syf.··
2021 7. kitabı
Dostoyevski okumak başlı başına zordur kişiyi tamamen kendi ilgisinde ve düşüncelerinin hakimiyetinde bırakmak ister yazar bunun için eğer Dostoyevski okumak isterseniz kendinizi zamanınızı tamamen ona ve düşünceler diyarına adamalisiniz. Onun amaci düşünce içinde düşünce yaratmak zihninizi zorlamak ufkunuzu genişletmek. BUDALA benim için okunması zor bir kitaptı o kadar çok yabancı isimli karakter vardı ki sürekli kopukluk yaşadım.Olay akışı çok durağan daima bir yaşamdan ötekine geçtiği için baya zamanımı aldı. Şu prens tam bir budala sonunun bu şekilde bitmesi canımı çok sıktı. Fakat bana bir şey katmadi desem yalan olur Dostoyevski okuyupta birsey alamamak olur mu ?Her kitap bir tecrübe BUDALA işte bir budaladan ne beklenirdi ki!!!
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201931,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.