Hiçkes

Anlatılması zor kelimeler
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 11:05
Okurken keyif aldığım, kısa süren ve gözyaşı ile biten özel bir kitap. Yazarın başka kitabı var mı ki okusam diye kitaplar bölümünde başka kitapları olduğunu ve onları okuyabileceğimi düşünüp sevindiğim vefa ile ilgili bazı kelime ve kavramları sohbet havasında işleyen bu kitabı okumanızı tavsiye ederim... Vesselam...
Vefa SözleriHasan Akçay · Eşik Yayınları · 201529 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Peşin Beklentiler
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2025 220. kitabı
Bu kısacık dünya hayatında temel beklentimiz dertsiz tasasız bir ömür sürüp, mümkünse iyi izler bırakarak ayrılıp gitmek. Güvenli, daima büyük küçük haz ödülleri sunan mutlu bir hayat yani. Bunun hakkımız olduğunu düşünüyor, aksi durumlar vaki olduğunda geriliyor hatta öfkeleniyoruz. Bu konuda geçmiş nesillerle aramızdaki fark, onlar olumlu olumsuz her oluşu ve yaşadıkları duygu durumunu ebediyetle irtibatlı düşünürler, topyekûn hayatı böyle bir duruşla karşılarlardı. Hayli zamandır bu duruşu terk ettik. Yerine, dünyada başlayıp dünyada biten bir hayat algısını kabul ettik. Bu genel geçer anlayış, bize olumsuz gelen hiçbir hal ve durumu kabullenmemeyi öğütlüyor. Aslında hayatın bize duyguda, düşüncede, yaşantıda konfor vaat ettiğini, bunun gerçekleşmesini engelleyen her ne varsa reddetmemizi, hatta onunla savaşmamız gerektiğini öğretiyor. Fakat kendi anlam ve değer sistemimize baktığımızda bu algı ve anlayışı doğrulamak mümkün değil. O sistem her şeyden önce bütün oluş ve bozuluşların temeline ilâhî iradeyi koyuyor. Eski nesillerin günlük dilde sıkça başvurduğu, yenilerin ise unuttuğu “takdir-i ilâhî” ifadesi bunu dile getiriyor mesela. Sonra sabır tavsiyesi… Şimdilerde ancak cenazenin ardından geride kalanlara yapılan bu tavsiye, gündelik hayatta kişinin tahammülünü zorlayan her durumda yapılır, Allah’ın sabredenleri sevdiği hatırlatılırdı. Eski ve yeni nesiller arasındaki bu farkın temel sebebi, dünyanın bir imtihan yurdu olduğu anlayışının değişmiş olması. Eskiler ödülün dünya imtihanında hak edilip âhirette alınabileceğine inanırken, şimdiki anlayış sınanmadan, yorulmadan hemen istiyor. Yine bizim anlam ve değer sistemimiz, olumsuz kabul edilen hal ve durumların geniş bir bakışla hiç de olumsuz olmayabileceğini söylüyor. Ayette “…bazen hoşlanmadığınız bir şey
Semerkand - Sayı 324 (Aralık 2025)Semerkand Dergisi · Semerkand Yayınları · 20254 okunma
Bıraktıklarımız ve Taşıdıklarımız
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2025 173. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 00:00
İnsanın ezelden ebede uzanan yolculuğu Âlemlerin Rabbi’ne dönüş yolculuğudur. Bu yüzden yanımızda taşıdıklarımız kadar vazgeçtiklerimiz de önemlidir. Hatta bazı terk edişler yapmaktan öncelikli ve daha kıymetli bir ameldir. Kendimize ne kattığımızı, yani neyi ne kadar yaptığımızı daima denetlerken, vazgeçmek üzerine düşünmeyi pek sevmeyiz. Genelde yapılana, sahip olunana odaklı bir akıl yürütme biçimimiz var. Fakat yolculuğumuzun selameti, başarısı neyi yapmadığımızla, nelerden yüz çevirdiğimizle yakından ilgilidir. Yanlış ya da gereksiz yükler bizi yolda bırakacak, oyalayacak, belki yoldan çıkaracak. Bütün bunlar soyut benzetmeler gibi duruyor ama değil. Mesela imanımız kabulden önce terkle başlıyor. “Lâ ilâhe” derken nefsimizin hevâsı dâhil bütün sahte ilâhları reddediyor, “illallah” derken hakiki mabudu tercih ediyoruz. Ahlâk-ı hamîde de denilen İslâm ahlâkı da esasen terk edişlerle şekillenir. Adalet zulmün, sabır öfkenin, sadakat ihanetin, tevazu kibrin terkidir. Müslümanca yaşamak, neye yöneldiğimizden önce nelerden vazgeçtiğimizle şekillenir. Her şeyin yapılabilir, her tercihin geçerli, her sözün söylenebilir görüldüğü bugünün dünyasında terk neredeyse unutulmuş bir fiile dönüşmüş bulunuyor. Bugünün özgürlük anlayışı terk edip kendine bir sınır koymayı reddediyor. Bu yüzden terki, vazgeçmeyi hatırlamak önemli. Bu ay, bir amel olarak terki merkeze aldık. Gafleti, mâlâyâniyi, günahı, bağımlılığı, gösterişi terk edebilen mümin iradesi üzerine düşündük. Her terkin bir kabulü mümkün kıldığını, her vazgeçişin kalpte bir boşluk değil; daha doğru yöneliş için yer açtığını hatırlatmak istedik. Sûfîlerin “dört terk” başlığı altında ele aldığı; dünyadan, ukbâdan, kendi varlığından ve nihayet terkin kendisinden yüz çevirme tasavvufun özeti gibidir. Ne ölçüde
Semerkand - Sayı 323 (Kasım 2025)Semerkand Dergisi · Semerkand Yayınları · 20255 okunma
Gerçek Tevhid Ehli
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2025 156. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 00:00
Varlık âleminde gerçekliğin aslı, özü, hakikati “lâ ilâhe illallah”tır. Yani tevhid cümlesi ve bu cümlenin ifade ettiği azim mana. Bu cümle ile hem varlığa hem kendimize dair hakikatin kapısından gireriz. Yapıp ettiğimiz bütün sâlih işler bu cümlenin hem kendi varoluşumuzda tahakkuku hem açılımıdır. Tevhid ana kodumuz, temel yazılımımızdır. Ezelde, “kâlû belâ”da yüklenmiştir. Dolayısıyla tevhidden her uzaklaşma veya kopma aslımızdan sapmadır. Hal böyleyken idrakimizde, kalp ve zihin dünyamızda hayli zamandır olması gerektiği seviyede gündem olduğu söylenemez. Malumunuz, din ve dünya hayatımızı belli kavram setleriyle anlıyor, anladığımıza göre de yaşıyoruz. Bu kavramların bazıları merkezde, bazıları ise daha kenarda, uzakta. Bir mümin için tevhid bütün fikirlerin, algı, anlayış ve hareketlerin merkezidir. Son derece canlıdır; her düşünce ve harekete müdahale eder. Sûfîler için erken dönemde yapılan tanımlardan biri “tevhid ehli”, tasavvufa konulan isimlerden biri de “tevhid ilmi”dir. Çünkü tasavvuf, yukarıda tarif ettiğimiz tevhid idrakinin soyut düşünceden makam ve mertebeye dönüştürmeye; bütün iç ve dış âlemini buna göre şekillendirmeye davet eder. Sûfî ise bu tevhid yolculuğunda belli seviyeye ulaşmış kişiye denilir. Dolayısıyla tevhid ehli olmak demek bir yolculuğa çıkmak demek. Belki kişideki anlamı müphem bir ikrarla, kelime-i tevhidi söylemekle başlayan bu yolculuk, çokluktaki birliği idrak etmekle devam eder, “birlik”te fenâ olma haline kadar gider. Nasipten öte yol yoktur denilir, fakat her müminin istek, niyet ve gayret sahibi olması gerekir. Bu gayretin merkezinde ise hakiki, samimi dua vardır. Bu ay bize “Tevhid Yolculuğu” başlığını atmayı ilham eden, İhyâu Ulûmi’d-Din’in ilk kitabı olan Kitâbu’l-İlim’deki ilgili bölüm oldu. Okuyanlar bilir, İmam
Semerkand - Sayı 322 (Ekim 2025)Semerkand Dergisi · Semerkand Yayınları · 20255 okunma
Bu Kriz Başka
10/10
·62 syf.··
Beğendi
·
2025 175. kitabı
İslâm ümmeti olarak 14 asrı aşan tarihimiz boyunca bu kadar aciz, bu kadar zillet içinde kalmamıştık. Elbette tarihimizde büyük hezimetler, yıkımlar oldu. Aklımıza 13. Asırdaki Moğol istilası geliyor mesela. Cengiz’in orduları İslâm memleketlerini ezip geçerken taş üstünde taş bırakmadılar, milyonlarca cana kıydılar. Sonra 20. Asrın başlarındaki Birinci Dünya Savaşı... İslâm’ın çatı devleti ve hilafetin taşıyıcısı Osmanlı yıkıldı, İslâm dünyası bin parçaya bölündü. Batı güdümünde suni devletler kuruldu, başlarına kukla yönetimler getirildi. Bu savaş da milyonlarca Müslümanın canına mal oldu. Şimdi zâhiren ortada böyle küllî, topyekûn bir yıkım görünmüyor. Fakat bugün olanların geçmişte yaşananlardan farkı şu ki, ortada sadece askerî ve siyasî mağlubiyet yok. Bir buçuk asırdır yaşadığımız “kültürel soykırım”ın sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Soykırımın bu türü bizi biz olmaktan çıkardığı için, bu kan donduran vahşete doğru düzgün tepki bile gösteremiyoruz. İki milyarlık İslâm ümmeti olarak geçmişin peygamber, bugünün bebek katillerinin mallarını veya destekçilerini boykot bile edemiyoruz. Zevkimizden sefamızdan, eğlencemizden konforumuzdan vazgeçemiyoruz. Biz kendimizden ümidimizi kesmişiz ki insanlık vicdanını kaybetmemiş gayrimüslimlerin tepkilerinden ümit devşiriyoruz. Nasıl bir savrulma yaşıyoruz ki asırlar boyunca İslâm’ın kılıcı olmuş bir milletin torunları, baştan aşağı rahmet ve adaletten ibaret olan İslâm şeriatının adını duymaktan bile korkuyor, fakat gözünü kırpmadan dünyayı ateşe atmaya hazır katil sürülerinin Büyük Sion hülyasına duyarsız kalabiliyor. Askerî ya da siyasî yenilgiler gelip geçidir. Fakat bu kendi kimliğinden nefretin, eline imkân geçtiğinde kendi evini yakmanın, celladına bu kadar âşık olmanın çaresi nedir? Öyle görünüyor ki Allah’ın en
Semerkand Dergisi - Sayı 308 (Ağustos 2024)Semerkand Dergisi · Semerkand Yayınları · 20247 okunma