"Ey Dicle! Mezopotamya'nın nazlı gelini! Binlerce yıldır can alan, can veren, susuzlara derman, arsızlara ferman olan Dicle! Benim de hawarımı duy, yüreğimdeki yangını söndür..." Bu esnada Süphan arkamdan seslendi, “Kudret," dedi. Sesi bana teselli vermek ister gibi, acır gibiydi. Başımı çevirmeden mağrur bir edayla “Ne var?" dedim. "Oğlum, inek bokuna basmışsın, gelirken ayağını yıka," dedi.