Ş.Kaya SEFEROĞLU'nun "AET ve Kültür Birliğimiz" başlıklı yazısında şu saptaması ilgi çekicidir. (Belgelerle Türk tarihi Dergisi sayı 31 Eylül 1987 )
"Bize duygu milliyetçiliğinden ziyade fikir ve kültür milliyetçiliği gereklidir... Kültür milliyetçiliğine kendini aday gören genç ; dilci, tarihçi, etnograf, sosyolog, demograf, sanat elçisi, politalog ( siyaset bilimcisi) v.b. diğerleri de branşlarının verdiği yetki ile inançlarının birleşmesi sonucu bir perspektif oluşturabilmeli. Bu bakış açıları aynı geniş açı içerisinde birleşerek ortaya bir takım "doğrular" koyabilmelidir..."
Ben başka türlü seviyorum, dedi. Sizi arıyorum. Gittiğiniz
zaman keyfim kaçıyor. Uzun zaman ayrılsak fena oluyorum.
Sizin beni sevdiğinizi bir defa öğrendim, buna inanıyorum
ve mutluyum. Tekrar söylemeseniz de olur. Ben bundan
başka türlü ve daha fazla sevemem.
Kazara. .. ölecek olsanız ömrümce yasınızı tutarım;
bir daha yüzüm gülmez. Başka bir kadını sevecek olsanız size
darılmam, beddua etmem; içimden yine mutlu olmanızı
isterim
İnsan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla
kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten
başka zevki olmuyor. Bugün nasıl yaşadım, sorusuna cevap
vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.
Demin bana yüzümün pörsümüş, tazeliğini yitirmiş
olduğunu söyledin. Doğru, ben yıpranmış bir elbise gibiyim;
nedeni de ne iklim, ne de iş yorgunluğu. On iki yıldır içimdeki
ateş, yakacak hiçbir şey bulamayınca kapalı kaldı, kendi
zindanını yaktı ve söndü.