Yazarın kendi içinde bölümlerle tasniflediği hikayelerden oluşuyor kitap. Hikayeleri okurken tam hikaye oturmaya başladı diyorsun fakat hikaye orada çözümlenip bitiveriyor. Bu da ister istemez hikâyelerde boşluklar var dedirtiyor.
Bu başlığa hakkını veren kısım "Nasıl yani"kısmındaki hikayeler oldu. O bölümdeki hikayeler tam anlamıyla bende boşluklar yarattı.
En sevdiğim hikaye bir metalcinin düğündeki hikayesi oldu. Oradaki gözlemler ve vurgular o kadar iyiydi ki düğün zamanlarında tanık olduğunuz bizden duygular vardı.
On beş yıl önce öğrenciliğimi geçirdiğim Ankara'nın burasıyla hiç alakası yoktu. Sevdiğim sahafların yerini cep telefonu mağazaları almıştı. Müzik ve kitap dolu pasajlar ucuz penye kokusuna boğulmuştu.