İnsanoğlu konfor alanını kolay terk edemez. Binlerce yıl güvenli yerleşim yeri aramış, kendimizi güvende hissetmek istemişiz. Dışarıda tehdit oluştuğunda, kaynaklar azaldığında ya da yeterince güvende hissetmediğimiz zamanlarda yer değiştirmişiz. Modern çağda da yer değiştirmek için kaynaklarımızın artmasını ya da dışarıdaki şartların daha güvenilir olmasını bekliyoruz.
Konfor alanı, alıştığımız ve yönetebildiğimiz tüm etkenleri içerir. Biz acı çekmeye, şiddet görmeye, ihtiyacımız olanın yeterli gelmemesine dahi alışabiliyoruz. Bizim için güvenlik, bildiğimiz ve nasıl başa çıkacağımızı kestirebildiğimiz durumları tanımlıyor.
Modernizm bize sadece bu dünyada özgürleşmeyi ve zevk peşinde koşmayı önerdi. Bunun sonucunda özgür, ama yalnız insanlar çoğaldı. Yalnızlığa karşı en duyarlı kişilik kadında vardı. Çünkü iletişimde erkek bilgi aktarımını önemserken kadın paylaşmayı ve yalnızlığı gidermeyi önemsiyordu. Kadının psikolojik ihtiyacını göz önüne almayan feminizm, kadının duygusal ihmaline zemin hazırlamış oldu.
Hayatta doğru ve yanlışa,iyiye ve kötüye kim karar veriyor?
Dünyada dikkate almamız gereken en önemli şey kendi vicdanımızdır.
Kimin daha mutlu olduğunu bilemeyiz, ama her insan kendisinin ne olduğunu bilir. İnsan herkesi kandırır ama kendisini kandıramaz.