Tesadüflerden çekinsek, şansa güvenemesek ve fala inanmasak da, doğru kişiye rastlamayı, şansımızın yaver gitmesini ve fallarda vaat edilen mükafatlara kavuşmayı istiyoruz. Kader bize gülsün ki teselli bulalım, sevinelim, bir anlama kavuşalım...
Avrupalı bizzat makineleşiyor; zamanı dakikayla, parayı kuruşla ölçüyor. Bu gidişle 20 yıla kalmaz, Avrupalı, insani sınırların ötesinde benliğini yitirip kendine büsbütün yabancılaşır. Biz ise ferahfeza yaşıyoruz hâlâ. ‘Haftaya’ diyoruz, ‘Sabah ola hayrola’ diyoruz. Bonkörüz. Hesabı ödemek için birbirimizle yarışıyoruz...
Kaderimiz her türlü umudun ve endişenin ötesinde tamamlanır. Dahası, birimizin alnındaki yazı, diğerinin alnında devam eder. Yaşadığımız müddetçe yazgılarımız birbirine karışır.