Hilal

... Doğrusu biz insana, tarafımızdan bir rahmet (bir refah) tattırdığımız zaman onunla sevinir. Eğer kendi işledikleri (günahlar) yüzünden başlarına bir kötülük gelirse artık o insan hemen (önceki nimeti unutan) bir nankör olur. (Şura 48)
Sayfa 487·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu şey değil mi ya, bugünkü öğretmenler...
Azar ve dayak yasaktı. Buna mukabil yaramazlıkların, kazaların, zarar ziyanların bütün mesuliyeti lalaya yükletiliyordu. Tahir Ağa, ihtiyar halinde deli güllâbiciliği ettiğine, tıknefes göğsü, hasta ayaklarıyla yumurcakların peşinde telef olduğuna o kadar yanmıyordu. Ancak çocukların başına gökten taş düşse büyük hanım ondan biliyordu. Piçler, birbirlerini suya atarlar: Kabahat Tahir Ağada... Cam kırarlar: «Lala gözün kör müydü?» Bahçenin bir köşesinde kuru otları tutuştururlar: «Bunak yine nerede uyuyordun bakayım?..»
Tanıdık geldi :)
İhtiyar hanımefendinin bir eski tecrübesi vardı: Sevinmek ona hiç yaramazdı. Ne zaman biraz fazla güldüğünü farketse hemen durur: — Çocuklar, göreceksiniz, yine bir şey çıkacak, üzüleceğim... derdi.
Sayfa 7·Kitabı okudu
Rahmân’ın (has) kulları o kimselerdir ki yeryüzünde mütevazı bir şekilde yürürler ve cahiller kendilerine laf atarsa (tartışmayıp): “Selametle (hoşça kal).” de(yip gider)ler. Furkan Sûresi, 63. Ayet
Sayfa 364·Kitabı okuyor
Tarih yaslanılacak, ibret alınacak bir tecrübeler hazinesi olduğu kadar bazan da yorucu ve yıldırıcı hatta oyalayıcı ve aldatıcı olur. Ama ne yapılabilir! Bütün kuvvet ve zaaflarıyla bizim tarihimiz... Başkalarının tarihini ve talihini kendi tarihimiz ve talihimiz kılma imkânımız yok. Kimsenin yok...
Sayfa 164·Kitabı okudu