sana, beni al, diye yazıyorum. koru, öp ve sarıldığında kollarının titrediğini gizleme diye. yoksa tren istasyonlarına mı dönmeliyim; sokak ortasında kaskatı kesilip, sen duymuyorsun diye yenik bir zafer çığlığı mı atmalıyım ...
yaşlıyım, derken beni nasıl
yaşlandırdığının farkında değil misin ... oysa ölümlere
birlikte ağlayabilirdik. ama sen, ihanetin bile tadını
bilmiyorsun.
altında seviştiğimiz sokak taşlarını kırmak istemiştik.
attığımız çığlıklar kentin yüreğini soğutmayacaktı.
birbirimize söz verdik ve günlerce seviştik. ..
bütün günahları işledik,
hala yalan konuşuyoruz.
belki anlamıyorum, aman tanrım, gerçekten
sevmiyorsun beni. ölme! ... karşı gelmek ve ağlamak için
sana ihtiyacım var.
Ey, bir çocuğun en içten gülüşünde kalan güneş
Kitapların içinde sessizce gövere
Ve bir işçiye ellerinin anlamını öğreten aydınlık
Kalbimi sana uyarlıyorum Akla beni!