Tanrı her ânın, her buğday tanesinin, gökyüzünde bir görünüp bir sojiraki saniye yok olan her bulut parçasının içinde bulunabilirdi. Tanrı hep oradaydı, ama insanlar arayışlarını sürdürmek zorunda hissediyorlardı kendi lerini, çünkü yaşamın bir iman gösterisi olduğu gerçeği onlara fazla basit geliyordu.
Kendilerini normal ve önemli sayan, aslında hayattaki tek işlevleri herkesin işini zorlaştırmak olan delilerle vakit harca mayacağım artık. Şehir tiyatrosunun kapısında meyve satarım daha iyi. Hukukun yararsız çılgınlığına yeterince katkıda bulundum.”