Mutezi'de metafizik bir ilke olarak kurgulanan akıl hem anlama hem de hüküm koyma yetisiyle donatılır. Eş'arilerde akıl imanın sınırında terbiye edilir. Maturîdîlerde insanın içindeki Allah elçisi olarak yüceltilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir yaratıcı güç olarak aklın Müslüman dünyada doğumuna, gelişimine ve sonra yavaş yavaş soluklaşmasına şahit oluruz. Bu nasıl oldu? Aklı 'Allah'ın yeryüzündeki terazisi' olarak kabul edip yücelten bir gelenek nasıl oldu da aklı ve aklî olanı lanetlemeye başladı?
Allah kendisini doğal dünyada tecelli ettirir ve bu tecelli bütün insanlara O'nu bilme mecburiyetini yükler( entelektüel egemenlik). Bu egemenlikte, insanın hakkında düşüneceği şeyler başka bir ifadeyle düşünce malzemeleri insan tarafından seçilmemektedir, aksine önüne hazır olarak konulmaktadır.
Allah'ın hem yaratmasında hem yarattıklarının devamını sağlamasındaki hakimiyetinden bahsettiğimizde, yaratmanın adalete, bilgiye, temel ilkelere uygunluk göstermesi ve amaçlılık taşıması( hikmet) öne çıkmaktadır.
Denilebilir ki hükmetme, tahakküm ve bunun getirdiği kibir, yukarıdan insan dünyasına inen bir bildirim ve norm kaynağı olması sebebiyle dinin doğasında yok mudur? Tam da burada Allah'ın hükmünün ve hükümranlığının hikmet zeminine bakmak gerekir.