Giriş kapısını açar açmaz insanın kendisini dev sarmaşıkların, hareket eden çiçeklerin, altın rengi kuşların ve konuşan kelebeklerin arasında bulursunuz. bu bahçenin birinci kapısıdır. ikinci kapısından girerseniz sahne değişir şimdi üzerinde güneş ışıklarının parlaklığını taşıyan sular sarar çevrenizi. yakından baktığınızda, bunun büyük bir sarayın mermer girişi olduğunu anlarsınız. bir kapı daha açtığınızda şekillerden kurtulmuş seslerin dünyasına girersiniz. burası meleklerin diyarıdır. bu bahçenin her kapısı sizi hayal görüntülerinin ve tuzaklarının içine çekecektir buradan da geçerek yolunuzu devam etmek zorundasınız. ruhsal benliğini bütünlük içinde kaynaştırarak açık bir alanı ulaşana dek yolunuza devam gerekir bu alanda "yaşam ağacı" ile karşılaşırsınız bu son derece önemli bir aşamadır dalların her biri bir ruhsal algılama düzeyini temsil eden bu ağacı keşfeden biri için büyük tırmanış başlamak üzeredir. bu tırmanış içinde kutsal ağacının yetiştiği bahçeye sizi ulaştıracak zorlu bir yolculuktur. kutsal ağacının yetiştiği bu bahçenin adı Pardestir.
Gerek Batı gerekse Doğu Ezoterizminde, hayatsal kudreti, hayatsal değişimi, devirdaimi simgeleyen bir işaret vardır bu işaret "yılan" sembolüdür. bu sembol tüm toplumların geleneksel bilgilerinde kültürlerinde ve dinlerinde karşımıza çıkar. ezoterizmin en önemli sembollerinden biridir ve birden fazla anlamı vardır. yılan sembolü bazı yerlerde kuyruğunu ısırırken gösterilmiştir. kuyruğunu ısıran yılan tekrar eden bir süreci anlatır. bu tekrarlama evrendeki kanunların birbirleriyle olan yakın ilgisini de ifade eder aynı zamanda tekrardan doğuşunda sembolüdür. yaşamın ve ölümün arka arkaya gelmekte olduğunu dile getirir.
Mısır'ın özel lisani olan hiyeroglif şekillerin Her biri bir harfe karşılık gelmekteydi. ancak durum bununla bitmez. sadece rahiplerin bildiği her bir hiyeroglifin bir de inisiyatik anlamı vardı. yani her bir hiyeroglif şekil aynı zamanda inisiyatik bir bilginin ya da sırrın sembolü konumundaydı.
İleriki yıllarda "kurtulmuş" anlamına gelen Musa adını alacağını ve büyük bir vazifeye başlayacağını da, o yıllarda ne kendisi ne de çevresindekiler akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi.