1000Kitap Logosu
Ergun Candan

Ergun Candan

Yazar
Editör
BEĞEN
TAKİP ET
7.6
551 Kişi
1.660
Okunma
135
Beğeni
8bin
Gösterim
Unvan
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum
İstanbul, 1961
Yaşamı
1961 İstanbul doğumlu olan Ergun Candan,1980 yılında "Türkiye Metepsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneğinde Ezoterik ve Metapsişik Kültürle tanıştı. 1985 yılında Dernek Yönetim Kurulu Üyeliği "Öğretim Sorumlusu" görevine seçildi. 1993 yılının sonuna kadar bu görevini sürdürdü. Bu süre içinde çok sayıda konferans veren Ergun Candan'ın Ruh ve Madde Dergisi'nde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. 1994 yılında Dernek'te baş gösteren bazı olumsuzluklardan dolayı, Derneğin 2. Başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üye dernekten istifa etti. Bunların arasında Ergun Candan da vardı. Dernekten ayrıldıktan sonra, bir grup arkadaşıyla birlikte araştırmalarını bağımsız olarak sürdürmeye başladı. 1994- 1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi'nin radyosu Radyo Kulüp'te (Bu radyonun ismi daha sonra Radyo D olarak değişmiştir.) SINIR ÖTESİ adıyla bir program hazırladı ve sundu. Hafta için hergün 22.00 - 24.00 sattleri arasında yayınlanan bu program, dönemin en çok dinlenen radyo programları arasında ilk sıraları aldı. 1995 yılında AKŞAM Grubu'na bağlı DOST GAZETESİ'nde yazı dizisi hazırladı. 1996 yılında Kanal D'de SINIR ÖTESİ adıyla hazırladığı program çok sayıda birinciliklere imza attı. RTÜK'ten gelen baskılar ve kanalın kapatılma cezalarından dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Aynı yıl Ekibiyle birlikte POSTA GAZETESİ'nde "GİZEMLER DÜNYASI" adıyla yayınlanan bir ek gazete çıkarttı. 1998 yılında kendi yayınevini kurdu. Çeşitli televizyon programlarına konuk konuşmacı olarak katıldı. Çalışmalarına halen bu yayınevinin araştırma ekibiyle birlikte devam etmektedir. Yayınlanmış 14 kitabı bulunmaktadır.
Gizli Sırlar Öğretisi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Antik Mısır Sırları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Ezoterizme Giriş
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gizli Yönleriyle Atatürk
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kıyamet Alametleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Nuh'un Gemileri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sufi Bilgesi Nasreddin Hoca
OKUYACAKLARIMA EKLE
Rüyalarımızdaki Atatürk
OKUYACAKLARIMA EKLE
Nilufer celik
Gizli Sırlar Öğretisi'yi inceledi.
272 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gizli Sırlar Öğretisi
İslami ezoterizminden, doğu gizemlerine mayalardan, atlantise yunan ,roma,mısır mitolojilerinden piramitlere kadar çok fazla konuya yer verilmiş. Konuların önemli noktaları ele alınmış ,gereksiz detaylara yer verilmemiş.Kısa sürede  keyifle okudum. Ezoterizm , parapsikoloji v.b gibi konularda en nitelikli kitapları bastıklarını düşündüğüm için sınır ötesi yayınlarını farklı bir seviyorum.
Gizli Sırlar Öğretisi
Okuyacaklarıma Ekle
9
Adem Yavuz
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi'yi inceledi.
592 syf.
·
11 günde
·
Puan vermedi
Hz. Muhammed (s.a.v) çocukluğundan peygamberlik döneminin başlangıcına kadar geçen süre içerisinde, çevresinde bulunan herkesten hep farklı bir duygu durumu ve bakış açısı içinde olmuştur. Peygamberlik öncesi dönemde bile, ahlak anlayışı en üst seviyelerde, güvenilirliği yine aynı şekil en üst seviyelerde bir yaşantı içinde olmuştur. Güvenilirliğinden ötürü kendisine "EMİN" lakabı ile hitap edilirdi. Hira dağında kendisine tebliğ edilecek ilk vahye kadar ki geçen süre zarfında, sürekli hayatı sorgulayan, "ben kimim, nereden geldim" gibi, içini kemiren varoluşa dair sorular yüzünden manevi dünyasında fırtınalar yaşayan bir peygamberlik öncesi dönemi sürdü. Ve sürekli hayatı sorgulamasından kaynaklı, manevî dünyasında kopan fırtınaların maddi dünyasına yansıması yüzünden Haşa huzurdan kendisine sürekli, "Deli, aklını yitirmiş, hastalıklı" gibi hakaretler edilir, halk arasında sürekli bunlar konuşulurdu. Bu sebepledir ki, sürekli Hira dağı'na gider, yalnız kalıp; saatlerce, hatta bazen günlerce tefekkür ederdi. Aslında bunların hepsi bir tevâfuktu. Bir gün Hira mağarasında, yine böyle bir tefekkür hali içinde iken, Cebrail Aleyhisselam mağaranın karşında görüldü. Ve Hazreti Muhammed'e (s.a.v): "Oku. Yaratan rabb'inin adıyla oku. O, insana bir alakdan yarattı. Oku kalemle yazmayı öğreten, böylece insana bilmediğini bildiren Rabbin sonsuz kerem sahibidir." (Alak suresi) Ayeti ile seslendi. Böylece kur'an-ı Kerim'in ilk ayeti nazil olmuş ve Hz Muhammed'e (s.a.v) 22 yıl boyunca sürecek nebilik görevi tebliğ edilmişti. Çocukluğundan beri içini kemiren varoluşa dair sorular, içinde kopan fırtınalar, sıkıntılar... sürekli gidip saatlerce, bazen günlerce tefekküre daldığı hira mağarasında bir aydınlığa kavuşmuştu. Ve o aydınlık ki hala milyarlarca insanın ışığıdır. Ve ardından 22 yıl boyunca süren Vahiy ile Kur'an-ı Kerim buluşturulur dünya üzerindeki insanlar ile. Ve yazar bu eserinde, kimi zaman zahiri, kimi zaman batini bir biçimde Kuran'ın insanlığa verdiği, vermek istediği mesajı bazı sureler ve ayetleri ile anlatmaya çalışmış bizlere. Kitap hakkında bir önemli husus da, herkesin kendi anlayış ve kavrayış süzgecinden geçirip okuması. Sanki bir arkadaşı ile bu konuları tartışıyor gibi. Bu süzgeçten geçenler ögrendiklerin, geçemeyenler ise öğretmek üzerine şekil alacaktır kuvvetle muhtemel. Kendi payıma düşen öğrendiklerimden aldığım notlar oldu yer yer.. Onlardan bir kaçını paylaşmak istiyorum. Hz. Musa dağa doğru yönelirken son bir kez arkasına döndü ve halktan, kendisini burada beklemesini ve bu süre içinde de uyanık kalmalarını, oruç tutmalarını, iffet ve ibadet içinde kendisini beklemelerini istedi. S/149 Sonrası malum. Toplum, Hz. Musa'nın kendilerini terk ettiği gafletinde bulunarak, eski putperest inanç anlayışlarını tekrar benimsemeye başladı. Hz. Musa geri döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?” dedi. (Öfkesinden) levhaları attı ve kardeşinin saçından tuttu, onu kendine doğru çekmeye başladı. (Kardeşi) “Ey anam oğlu” dedi, “Kavim beni güçsüz buldu. Az kalsın beni öldürüyorlardı. Sen de bana böyle davranarak düşmanları sevindirme. Beni o zalimler topluluğu ile bir tutma.” 7/150 Burada altından bir hazine var. Hz. Musa giderken halktan belirli görevler istiyor. Allah-kul arasında olan görevler. "Yazıklar olsun şöyle namaz kılanlara ki, Onlar namazlarını gafletle kılar, ona gereken önemi vermezler.Yaptıkları ibâdetleri gösteriş için yaparlar" 7/4,5,6. Bu ibadetlerin bizden neden yapılması istenildiğine dair altından bir kıssa bu. İbadetler, Allah'ı unutmamak, günün belirli vakitlerinde nefsimizin arzularından uzaklaşıp, maddeden arınıp maneviyata yönelmek, manayı, hakikati hissetmek için yapılır. İbadetler gerçekten amacına uygun yapılır, insan ibadet sırasında benliğinden bir anlığına sıyrılıp özüne ulaşmayı başarırsa "Yaratılanı severim yaratandan ötürü" sözü dünya sahnesinde gerçekten mazhar olur. Bunların hepsi bize her daim Allah ile yaşamayı, maddi isteklerden arınmayı aşılar. Bunun sonucu olarak hem var olan yaşantımızda huzur hem varolacak yaşantımızda Allah ne buyurursa o olur... Nefsini ilâh edinmek insanın kendisine tapmasıdır. Gururu, kibri, egosal büyüklüğüdür. Gözü kendinden başka hiçbir şeyi görememektir. O nedenle de Sufiler "hep kendine baktıkça Rabbi'ni göremezsin" demişlerdir. S/366 Nefsine hakim olamayan, kontrol edemeyen kişi, kendine, kendinden kasıt kendisinde ki maddeye bağımlıdır. Maddeye bağımlı olan özünden, yani ruhundan, yani maneviyatttan, yani ilahiliğinden uzaklaşır. Kur'an'ı Kerim'de geçen "ruhumuzdan üfledik" ayeti bu ilahiliğin ne olduğunu bize anlatıyor. O yüzdendir ki nefs, hakikat ile senin aranda görünmeyen bir engeldir. Nefsine hakim olamayan bir insanın ne kendisini, ne çevresini, ne varoluşu, ne ilahiliği anlaması mümkün değildir. Nefsine hâkim olmak bu engeli kaldırmaktır. Bu kitap kendi anlayış ve kavrayış süzgecinizden geçtikten sonra anlam bulacaktır. Ne yazılan her sey doğru, ne de yanlış.. Buna okuyucular karar verecek bu süzgeçten geçirdikten sonra. Bir arkadaşınızla oturup bu konular üzerinde tartışıyormuş gibi okumayı unutmayın. İyi okumalar...
Kur'an-ı Kerim'in Gizli Öğretisi
Okuyacaklarıma Ekle
18