Ergun Candan

Ergun Candan

7.7/10
156 Kişi
·
417
Okunma
·
38
Beğeni
·
4.898
Gösterim
Adı:
Ergun Candan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
İstanbul, 1961
1961 İstanbul doğumlu olan Ergun Candan,1980 yılında "Türkiye Metepsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneğinde Ezoterik ve Metapsişik Kültürle tanıştı. 1985 yılında Dernek Yönetim Kurulu Üyeliği "Öğretim Sorumlusu" görevine seçildi. 1993 yılının sonuna kadar bu görevini sürdürdü. Bu süre içinde çok sayıda konferans veren Ergun Candan'ın Ruh ve Madde Dergisi'nde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır.

1994 yılında Dernek'te baş gösteren bazı olumsuzluklardan dolayı, Derneğin 2. Başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üye dernekten istifa etti. Bunların arasında Ergun Candan da vardı. Dernekten ayrıldıktan sonra, bir grup arkadaşıyla birlikte araştırmalarını bağımsız olarak sürdürmeye başladı.

1994- 1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi'nin radyosu Radyo Kulüp'te (Bu radyonun ismi daha sonra Radyo D olarak değişmiştir.) SINIR ÖTESİ adıyla bir program hazırladı ve sundu. Hafta için hergün 22.00 - 24.00 sattleri arasında yayınlanan bu program, dönemin en çok dinlenen radyo programları arasında ilk sıraları aldı. 1995 yılında AKŞAM Grubu'na bağlı DOST GAZETESİ'nde yazı dizisi hazırladı. 1996 yılında Kanal D'de SINIR ÖTESİ adıyla hazırladığı program çok sayıda birinciliklere imza attı. RTÜK'ten gelen baskılar ve kanalın kapatılma cezalarından dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Aynı yıl Ekibiyle birlikte POSTA GAZETESİ'nde "GİZEMLER DÜNYASI" adıyla yayınlanan bir ek gazete çıkarttı.

1998 yılında kendi yayınevini kurdu. Çeşitli televizyon programlarına konuk konuşmacı olarak katıldı. Çalışmalarına halen bu yayınevinin araştırma ekibiyle birlikte devam etmektedir. Yayınlanmış 14 kitabı bulunmaktadır.
Namaz kılmak... İşin şekilsel yanı ile uğraşan sıradan bir Müslüman, islam’ın şartlarından biri olan 5 vakit namaz kılmaya aşırı bir özen gösterir.
... asıl hedeflenen insanın iç alemindeki sırları keşfetmesidir. Eğer bunlar yapılamıyorsa birtakım duaları mırıldanmak, eğilmek, bükülmek, alnını seccadeye değdirmek hiç bir şey ifade etmez. Hz.Muhammed Peygamber’in sahabelerinden Hz.Ali’nin en çok kortuğu şey olarak namaz kılmayı göstermiş olması boş ve anlamsız değildir. Burada da anlatılmak istenen maalesef anlaşılamamıştır. Ali, namazın gerekli şartlarını yerine getirebilip getiremekten endişe duyuyordu. Asıl endişe duyduğu buydu yani gerekli konsantrasyonu sağlayarak kendi iç aleminin derinliklerindeki sırlara nüfuz edip edemeyeceğinden endişe duymaktaydı.
Sıradan halk ramazan ayında oruç tutarken bunu sadece aç kalarak yerine getirdiğini zanneder. Oysa ki, oruç tutarken maksat sadece aç kalmak değildir. Aynı zamanda zihinsel olarak da oruç tutulması gerekir. Oruç sadece aç kalmak anlamına gelmez. Asıl oruç insanın her türlü negatif duygu ve düşüncelere zihninde yer vermemesi anlamına da gelir. Yani aç kalarak hem bedenine hakim olma çalışmasını yerine getirirken, aynı düşüncelere set çekerek zihinsel olarak da kendi üzerinde hakimiyet sağlamaya çalışmaktır.
İnsanlar ölümlü Tanrılar, Tanrılar ise, ölümsüz insanlardır. Tanrıları bilmek istiyorsan önce kendini bilmelisin..
İnanmış olduğu Kur’an-ı Kerim’i bir kerecik bile okuma zahmeti göstermeyen, ancak kendisini Kurban Bayramları’nda koyun kuzu keserek ve cumadan cumaya camiye giderek Müslümanlığın koruyucu şemsiyesi altında hisseden insanların sayısı göz ardı edilemeyecek kadar çoktur.
Genellikle dinin şekilsel yanı ile uğraşanlar için iyi bir dindar olabilmek için ibadetlerin yerine getirilmesi yeterlidir.
Bu anlayışta olan sıradan halk için, gerçeklere ulaşmak için ibadet etmek yeterlidir. Aslında biraz daha açık söylemek gerekirse sıradan halk için gerçeğe ulaşmak diye bir şey de yoktur.
Onlar için Hristiyan olmak ya da Müslüman olmak zaten onları kurtaracak bir ayrıcalık konumundadır.
Piramitlerin yapılmasının bir diğer nedeni de buydu...Gizli yeraltı merkezlerini su baskınlarından kurtarabilmek...Böylelikle piramitler, bu gizli yeraltı tünellerinin giriş noktalarına yerleştirildi.
Evet buradan adayın çıkartması gereken birinci ders yaşamın sadece görünenden ve zannedilenden ibaret olmadığıydı..
Dua etmek özellikle günümüzde tamamen anlamından sapma göstererek yalvarmak ve yakarmaya dönüşmüş durumdadır. Sıradan bir mantık kuralım... Eğer siz Allah’tan bir şeyler istemezseniz, Allah bunu size vermeyecek midir? Ya da soruyu bir başka türlü soralım... Allah, o istediğiniz her ne ise, onu size vermeyecekti de, siz ondan rica ettiğiniz için sizi kırmamak için ya da unutmuş olduğu bir şeyi siz ona hatırlattığınız için mi size verecektir?...
İsa Peygamber çıkartıldığı mahkemede, “Tanrı’nın oğlu olduğunu söylüyormuşsun bu doğru mu?” sorusuna net bir şekilde: “Evet” demiştir. “Ben Tanrı’nın Oğluyum...”

“Tanrıoğlu” sözü aslında binlerce yıldır bilinen ve gizli tutulan bir semboldü. “Tanrıoğlu” sözüyle “Galaktik Uygarlık” kastediliyordu. Bu sır Tevrat’ta da dile getirilmişti... işte, İsa Peygamber de bu sırrı dile getirmeye çalışıyordu ama açıkça bunu o devirde kime anlatabilirdi ki?... Anlatamadı da zaten... Aradan geçen 2000 yıldan sonra ancak şimdi anlatabiliyoruz...
Her şey Harvard Simgebilim Profesörü Robert Langdon'dan etkilenmemle başladı.Tarihi eserlerdeki simgelerin sırlarını çözerek antik çağlara hayalen yolculuk ettirmişti bana.Sonra Mitolojilerin öyle sandığım gibi hafife alınacak efsaneler olmadığını düşünmeye başladım.Yunan mitolojisi, Maya mitolojisi derken mısır mitolojisiyle karşılaştım.Bu kitabı mısır mitolojisinden haberdar olmak niyetle okudum ve pişman olmadım.Sadece mitoloji değil içerisinde bir çok sırları da barındıran bir kitap.Okurken gerçekten hayret ettiğim, etkilendiğim şeyler oldu.Tabi kitabı Langdon anlatıyor ve ben dinliyormuşum gibi okudum :).Dinle mitolojinin ilişkisine farklı açıdan bakmamı sağlayan ,ayrıca ,doğru bildiğim yanlışları da anlamama sebep olan bir kitap oldu.Her kese değilde, simgebilime,mitolojiye ,sipiritüalizm ve antik çağa ilgili olanlara tavsiye ederim.Çünki simgelerin anlamları, resimleri sıkıcı gelebilir meraklı olmayanlara.
Yazarında bahsettiği gibi, düşünce gücünün doğru kullanıldığında, neler elde edilebileceğini sanırım benim gibi,öğrenmeye meraklı tüm okurlar biliyordur. Yazar kitabında, iç potansiyel gücünüzü arttıracak metotlar öngörmekte. Mesela, günlük yaşamın doğal bir getirisi olan yorgunluk ve streslerden kurtulmak için kitapta önerilen gevşeme dersleri siz okurları rahatlatacaktır. Bu egzersizler sayesinde, psikosomatik, kökenli rahatsızlıklarınızın üstesinden kolayca geleceksiniz. Ayrıca kitaptaki metotları uygulayarak hislerinizde ki yanılsama payınızın da azaldığına şahit olacaksınız.
" Yaşamın ve varoluşun amacını sorgulayabilmek, insanın kendisini tanıyabilmesi ve kendi sırlarını keşfedebilmesi için, içinizdeki sese kulak verin "der, yazar. Ardından " çözümün bir parçası değilsen; o zaman sorunun bir parçasısın demektir " diyerek başlar, okura yol göstermeye. Burada asıl amaç, bütün ezoterik öğretilerin de asıl çalışma konusu olan, insanın kendini tanımasıdır. Hz Mevlânâ dahi ne güzel söylemiş bir sözünde " Ne arıyorsan, kendinde ara " diye. Sonuç olarak, yazarın akıcı diliyle, çok karmaşık meseleleri çözümlemesiyle ve yol gösterici uygulama taktiklerinin derlenmesiyle oluşan bu kitabı mutlaka okuyun...
Sürükleyicilik yalnızca kurgularda olmazmış. "Gizli Yönleriyle Atatürk"teki sürükleyicilik için zaten elimizdeki konu zemininin sağlamlığı ve Ergun Candan'ın bildiğini aktarabilmedeki başarısını neden olarak verebiliriz. Faydalı ve bir o kadar da sürükleyici olan bu kitap, aynı zamanda okurunu koltuğuna mıhlamayı da iyi biliyor.

Kitap hakkında çok konuşursam büyüsü bozulacakmış gibi hissediyorum. Kısaca özetlemek gerekirse; bu kitap Mustafa Kemal Atatürk'ün güvendiği gençliğin bilmesi, benimsemesi gereken gerçeklerden yalnızca birazını konu alıyor. Bu birazını da belki başka hiçbir yerde bulamayız.

Türklerin kökeninden konuya giren ve bu konu üzerinde dururken ezoterizmden yararlanarak bizlere bu konu hakkında da gerekli bilgiyi veren Ergun Candan, kitaba gerekli ve yeteri kadar kapsamlı bir giriş yapıyor. "Ezoterizme Giriş" adlı kitabı okumadan bile elimizdeki kitabın anlatısı içinde kaybolmamamız için gerekli olan her şey veriliyor.

Atatürk'ün neyi neden ve nasıl yaptığını, hayatındaki çoğu şeyin tesadüf olmadığını bariz kanıtlara dayanarak bilmek bakış açısını çok farklı hale getirecek nitelikte. Bizlere bunların öğretilmemesi, çoğu bilginin üzerinin örtülmesi tesadüf değil. "Gizli Yönleriyle Atatürk", Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilinmesi gereken bilgileri destekleyecek, onun öğretilerini pekiştirecek nitelikte, mutlaka benimsenmesi gereken bir eser.
Oldukça güzel bir tarihi araştırma eseri. Her ne kadar kitabın ismi yanlış olsa da son 3 din olan Musevilik, İsevilik ve Müslümanlık dinlerinin kurucusu olan peygamberlerimiz hakkında oldukça detaylı bilgiler veren bir eser. Peygamber olmadan önceki hayat hikayeleri, peygamber olma süreçleri, mucizeleri ve çektikleri sıkıntılar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Ayrıca bu olaylara ezoterik bilimler ışığında bazı yorumlar getiriliyor. Özellikle Kurban, Hac, Namaz, Kıyamet Alametleri gibi konularda farklı yorumlar getiriliyor. Tufan'dan önceki üstün insan ırkı olan Galaktik nesil ile şimdiki yeryüzü neslinden bahsediliyor. Melekler ve diğer dini kavramlar hakkında çeşitli yorumlar yapılıyor. Kitap, içerisinde pek çok bilgi ve farklı yorumlar içeren bir kitap olduğundan mutlaka okunması gerekenlerden.
Kitap adının anlattığı alanda iyi bir eser. Genel bilgiler vermesi yanında, bazı özel alanlarda pratik tavsiyelerde de bulunuyor. Tavsiye edebilirim. "hergun ayiracaginiz 30 dk, önünüzdeki aylar içinde, arzu edilen mükemmelliği sağlayacak ve yaşamınızı, isteğinize bağlı olarak değiştirmenize yardımcı olacaktır. . .Tabi ki parapsişik yeteneklerinizin gelismesine de."
Parapsikoloji ile ilgilendiğim dönemde ilk okuduğum kitaptı. Zaten bu alana yönelen her kişi muhakkak karşılaşmıştır bu kitap ile. Gevşeme tekniklerinden zihin okumaya, bir sürü bilginin verildiği kitap bu alandaki temel eserlerden biri bence.
Ezoterik bilgileri merak ediyorsanız ve parapsikolojiye ilgi duyuyorsanız gayet güzel bilgiler veren bir kitap.Ölümden sonra neler olduğunu tanıklar sayesinde anlatmaya çalışmış yazar.Genelde kısa bir süre ölüm yaşayan insanların anlattıkları birbirine yakın.Öldükten sonra yukarıdan bedenlerini görebiliyorlar ancak seslerini duyuramıyorlar.Öldükten sonra sizi rehber bir ruh karşılıyor ve telepatik yoldan konuşma gerçekleşiyor.Ölenler bir ışıkla karşılaştıklarını belirtiyorlar her defasında.Bunların dışında daha birçok bilgi var öte alem ile ilgili.
Başlığından beklenmeyen bir şekilde, Anadolu kültürü, İslam ve tarikatlarla ilgili özet ve faydalı bir girişle başlıyor kitap. Kalanında, Atatürk ile ilgili açıklanması zor pekçok ilginç ayrıntıyı sunuyor.

Sahip olduğu kararlılık ve kararlarındaki şaşırtıcı derecedeki isabet oranı, ölümünden sonraki olayları dahi doğruluk payıyla öngörmesi insanı, yüce önder hakkında tekrar tekrar düşünmeye yöneltiyor.

Hiçbir konu hakkında boşuna söz sarf etmemiş olması, bugün halen anlaşılamayan çalışmalarında ve sözlerinde, geleceğimize ait pekçok ipucunun olacağını düşündürüyor.
Parapsikoloji ile ilgilendiğim dönemde okumaya başlayıp da tamamlamadan bıraktığım kitaplardan biri. İsminin hakkını veren sırlar gerçekten ilgi çekiciydi fakat bir yerde kopmuş olmalıyım.
Kitap size ezoterizmin ne olduğunu öğretir ama sadece bu kadar... Kitapta çok uç düşünceler gerçek gibi anlatılıyor.Bazı kitaplarda şu düşünce saptırmaları vardır.
1-Önce size bilimsel bir şey anlatılır.
2-Tanınmış kişilerden konuyla alakalı düşüncelerinden örnek verilir.
3-Tarihsel bir şeyden bahsedilir.
4-Bu üçünü harmanlayarak çok uçuk fikirler savunulur.

Bu olumsuzluklara rağmen ilk üç maddeden okurken keyif alınıyor.Dördüncü maddeyi de okuyup sümen altı edebilirsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ergun Candan
Unvan:
Türk Araştırmacı Yazar
Doğum:
İstanbul, 1961
1961 İstanbul doğumlu olan Ergun Candan,1980 yılında "Türkiye Metepsişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneğinde Ezoterik ve Metapsişik Kültürle tanıştı. 1985 yılında Dernek Yönetim Kurulu Üyeliği "Öğretim Sorumlusu" görevine seçildi. 1993 yılının sonuna kadar bu görevini sürdürdü. Bu süre içinde çok sayıda konferans veren Ergun Candan'ın Ruh ve Madde Dergisi'nde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır.

1994 yılında Dernek'te baş gösteren bazı olumsuzluklardan dolayı, Derneğin 2. Başkanı da dahil olmak üzere çok sayıda üye dernekten istifa etti. Bunların arasında Ergun Candan da vardı. Dernekten ayrıldıktan sonra, bir grup arkadaşıyla birlikte araştırmalarını bağımsız olarak sürdürmeye başladı.

1994- 1996 yılları arasında Milliyet Gazetesi'nin radyosu Radyo Kulüp'te (Bu radyonun ismi daha sonra Radyo D olarak değişmiştir.) SINIR ÖTESİ adıyla bir program hazırladı ve sundu. Hafta için hergün 22.00 - 24.00 sattleri arasında yayınlanan bu program, dönemin en çok dinlenen radyo programları arasında ilk sıraları aldı. 1995 yılında AKŞAM Grubu'na bağlı DOST GAZETESİ'nde yazı dizisi hazırladı. 1996 yılında Kanal D'de SINIR ÖTESİ adıyla hazırladığı program çok sayıda birinciliklere imza attı. RTÜK'ten gelen baskılar ve kanalın kapatılma cezalarından dolayı yayın hayatına son vermek zorunda kaldı. Aynı yıl Ekibiyle birlikte POSTA GAZETESİ'nde "GİZEMLER DÜNYASI" adıyla yayınlanan bir ek gazete çıkarttı.

1998 yılında kendi yayınevini kurdu. Çeşitli televizyon programlarına konuk konuşmacı olarak katıldı. Çalışmalarına halen bu yayınevinin araştırma ekibiyle birlikte devam etmektedir. Yayınlanmış 14 kitabı bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 417 okur okudu.
  • 13 okur okuyor.
  • 305 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları