“Acaba Doris nasıl dayanabiliyor, günler boyu- o kargaşaya?” diye sordu.
“Belki de yalnızca dişlerini sıkıp duruyor ve gözünü açtığı andan uyuyana kadar her dakika savaş veriyordur.”
Daha hastaneye gitmeden önce gördüğü bir düş vardı: beyaz bir oda hızla biçim değiştiren beyaz bir bulutun gezindiği pırıl pırıl, masmavi bir gökyüzünü gördüğü açık bir pencere. Pencerede bir saksı, içinde de bir sardunya vardı. “Görüyorsun,” demişti düşteki bir ses, “bir hastanede de çiçek ve güç vardır. Yaşayacaksın ve güçlü olacaksın.”
Bir keresinde, kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman, ‘Bunları bana dünya yapmasın diye,’ karşılığını vermişti. Sonra, ‘ Dünyanın neler yapacağını görmek için biraz beklesenize,’ demiştim. O da, ‘Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum,’ diye yanıt vermişti.