Hilal

Belki de kazanmaya çok ihtiyacımız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi. Kabul edersiniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz.
Reklam
Sonbahar geliyor, yapraklar sararıyor. Bu kasvetli küçük şehirde (ah ne kasvetli olur bu küçük Alman şehirleri!) bir sonraki adımımı planlamak yerine, izleri henüz silinmiş duyguların, taze hatıraların, yakın zamanda beni içine çekip girdabında döndürdükten sonra bir yerlere fırlatıp atan hortumun etkisi altında oturuyorum. Bazen yine o girdaba kapılacağımı, hortumun yaklaştığını, yanımdan geçerken beni içine çekeceğini, düzen ve ölçü duygularımı kaybedip yine dönmeye, dönmeye, dönmeye başlayacağımı sanıyorum...
Sayfa 119·Kitabı okudu
"Doktora neresinin ağrıdığını gösteremeyen, ancak canı acıyan bir hasta gibiydim."
Sayfa 460·Kitabı okudu
"Fotoğraf makinen var mı?" diye sordu Thalia. "Yok." "Hiç resim çektin mi peki?" "Yoo." "Ve fotoğrafçı olmak istiyorsun?" "Garip mi buldun?" "Biraz." "Peki, polis olmak istiyorum deseydim, onu da garip mi bulacaktın? Kimseye kelepçe takmadım diye?"
Sayfa 355·Kitabı okudu