“O eski devirlerde ateşli muharebelerde kullanıldığı söylenir.
Doğrudur kullanıldı.
Savaşlarda ve savunmalarda kullanıldı benliğim.
Kendim komutan, kendim er, kendim olmuşum muharebe.
Vurdum,vuruldum , emri de verdim.
Oysa kabulü mecbur, büyülü bir hediye kendime kendim.
Peki kimle, niye cenge girdim?
Kendimden kopmaya, yaralamaya ve “Ben varım ulan!” demeye, bir başkasına koşmaya mı?
Neye geldim? Tanrılar edindim tanrım.
Deadline tanrısı. Para tanrısı. Takdir tanrısı. Koşulsuz sevgi tanrısı.
Görmeden taptım onlara. Ama iman etmedim.
Beklentiden iğneleri soktum soktum durdum gözlerime.
İmansız tapınmak neymiş bildim.
Şimdi hangi savunma beni bana verebilir ki?
Öfkem tükendi.
Tanrıcıklarım, hepinizi affettim.
Cenge, ispata, korkuya, koşuşa değil.
Işıl ışıl bir arayışla ben ancak keşfe ve şehadete geldim.”