Hilâl Ben

Hilâl Ben
Kendime not ! Şükür ki Y kuşağı...
Öğretmen
Amak-ı Hayal
30 Nisan
211 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Eğer tümüyle Allah'a sığınırsak şeytanın varlığı ve teşebbüs ettiği tüm entrikalar bile tam tersi bir etkide bulunabilir.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zira yaratılmış her şey yaratılış amacını gerçekleştirmeye özlem duyar.
Alıntı
Kalbe nüfuz eden "mürekkeplerin en yaygın olanı insanlardır. Bu insan, kalbinize giren ama evlenemeyeceğiniz biri olabileceği gibi, evlendiğiniz ama onu Allah'ın olması gereken yere yerleştirdiğiniz biri de olabilir. Bu insanı kalbinizden söküp atmak, tıpkı uyuşturucu bağımlılığını tedavı etmeye benzer. Eğer bu kişi, birlikte olamayacağınız biriyse uyuşturucu gibi, onunla olan tüm bağları (telefon numaralarını, e-posta ve sosyal medya profillerini engellemek dahil), onu hatırlatan her şeyi ve tüm irtibatı kesmeniz gerekir. Bu, detoks reçetenizdir. İkincisi, o yeri daha iyisi ile doldurmanız gerekir: Allah'ı anmayı artırmak ve O'na yakınlaşmak. Eğer beş vakit namaz kılmıyorsanız bunu düzeltmeli, hepsini vaktinde kılmaya özen göstermelisiniz. (Şafak vaktinden önce) Gecenin üçte birinde teheccüd namazı kılıp dua ve tevbe ile Allah'tan size şifa ver-mesini dilemelisiniz. Bu da tedavinizdir. Tedavi etkisini gösterdiğinde Allah'ın izniyle kalbiniz onarılmış olacaktır. Kalbiniz onarıldığında normal dengesine ve yaratılış amacına geri dönebilir ki bu, Yaratan'ı her şeyden çok bilmek ve sevmektir. Böyle bir kalp, yaratılmışlara bağlanma kabiliyetini yeniden kazanacaktır ama bu sefer sağlıklı, özverili ve daha az bağımlı bir şekilde. Kalp, kendisi (nefs) için değil, En Sevdiği'nin rızası için bağlanmaya başlar. Bu tedavi bir kez etkisini gösterdiğinde, ona yaşamak için yaratıldığı sevgi, sadakat ve bağlılığı yeniden verebilirsiniz. Unutmayın ki verilmeyen cevher, içsel bir saatli bombadır, ama yanlış yere verilen cevher de içsel bir saatli bombadır. Vermek... fakat gerektiği gibi vermek; özümsemek... ancak sadece göğsünüzdeki kutsal ülkeye ait olanı ve orada hakkıyla yaşayacak olanı özümsemek... Bu denge tekrar sağlandığında kalbiniz doğru şekilde görebilir, sevebilir,
Alıntı
Kalbi koruma hususunda bize bir reçete de verir. Allah'ı anmak (Allah'ı zikretmek) kalbi koruyan bir zırh oluşturur. Namaz, bu zırhın bir katmanıdır, Kur'an ve zikir, bu zırhın birer katmanıdır. Allah'ı ne kadar çok anarsak kalbimiz o kadar çok korunur. Allah'ı zikretmek kalbin etrafında bir kalkan oluşturur, tevhidi veya kalbin sıhbatini tehdit eden her şeyi daba kalbe girmeden yok eder.
Alıntı
O halde kalbin, dolayısıyla tüm bedenin bozulmasını nasıl önleyebiliriz? İlki onu korumakla mümkündür. Önemli bir İslami ilke, korumanın tedaviden daha iyi olduğudur. Örneğin, Allah bize zina etmeyin demez, "zinaya yaklaşmayın" der. "Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur." (Kur'an, 17:32) Allah zinayı yasaklamakla kalmaz, ona giden tüm yolları da yasaklar, bu yollara set çeker: bakışları yere indirme, giyimde ve davranışlarda tevazu, karşı cinsle baş başa kalmama vb. Kalbi koruma hususunda bize bir reçete de verir. Allah'ı anmak (Allah'ı zikretmek) kalbi koruyan bir zırh oluşturur. Namaz, bu zırhın bir katmanıdır, Kur'an ve zikir, bu zırhın birer katmanıdır. Allah'ı ne kadar çok anarsak kalbimiz o kadar çok korunur. Allah'ı zikretmek kalbin etrafında bir kalkan oluşturur, tevhidi veya kalbin sıhbatini tehdit eden her şeyi daba kalbe girmeden yok eder.
Alıntı