Günümüz insanının büyük bir zevkle satın alıp tüketmek tutumundan hoşlanmasına rağmen çoğu kez rastlanıldığı gibi elde ettiği şeylere pek de az bağlanmaması biçiminde ortaya çıkan çelişik durumun çözümü de pazar karakteri içinde gizlidir yakın ilişki kurma yetersizliği bu karakter biçiminin eşyalara karşı da umursamaz ve değer vermez oluşunu doğurur.
Eşyalar da kendilerine derin bir yakınlık duyulmadığı için rahatça değiştirilip yerine yenisi getirilebilecek olan dostlar veya sevgiler gibidirler satılıp değiştirilmeleri onları kullananı hiç etkilemez çünkü onlara karşı bir ilgi ve yakınlık duyulmamaktadır.
bir gizli din, “ endüstriyel din” gelişmektedir.
bu yeni din insanları, kendi elleriyle yaratmış oldukları ekonominin ve makinelerin kölesi haline sokmaktadır. Ve bu, gerçek dinin özü ile taban tabana zıttır.
Ama her sahip olunan şey, önünde sonunda yitirilmek zorundadır. Bunların başında mal mülk, sonra da onlara bağlı olarak toplumsal statü ve dostlar gelir. Yitirmek kaçılınmazdır. İnsan bir gün ve bilemediği bir anda ölmek durumundadır. Yani herkes her şeyini ve de yaşamını yitirecektir sonuçta.
İnsanları etkilemek için tek ( ya da en iyi) çarenin, onlara rüşvet vermek olmadığını anlayabilmek, temelden değişmiş bir sosyo-ekonomik yapıya ve yine tümden yenileşmiş bir insan anlayışına dayanıyor.