Buna karşılık bir insanın öyle kendi halinde oturduğu ve kendi benliğinin bilincine varmaya çalıştığı ya da bir ağaca boş bakmak yerine onu gerçekten gördüğü veya bir şiiri okurken şairin duygularını hissettiği anlarda hiçbir şey varedilmemiş olmasına rağmen böyle bir süreç verimlidir aslında
Kendi içlerinde yönelecek bir merkez bulamayan bu kişiler amaçsız yorgun ve yaşamları zehir olmuş insanlar haline dönüşmüşlerdir ya da mutsuz fanatik göstericiler olarak kalmışlardır.
Bu durum, çoğu kez evlilikten sonra değişiverir. Evlilik sözleşmesiyle eşler birbirlerinin bedenleri, duyguları ve ilgi alanları üzerinde hak sahibi olurlar. Artık kazanılması gereken kimse yoktur. Çünkü sevgi sahip olunabilecek bir nesne, bir mülkiyet haline gelmiştir.