“Pek çok kişi, ne istediğini bildiğini sanır. Örneğin, ünlü bir doktor veya profesör ya da bakan olmak istediğini söyleyen birinin asıl istediği sadece iyi bir bahçıvan olmaktır. Ancak kendi de farkında değildir belki. Bir başkası zengin ve güçlü olmak istediğini söylerken aslında bir palyaço olmak istediğini söylemekten kaçınır. İnsanların refah ve mutluluk içinde yaşamalarını içtenlikle dileyen pek çok kişi, herkes birbirine karşı saygılı olsun, kimse yalan söylemesin ve her yerde barış hüküm sürsün ister. Ama bu kişiler, kendi gerçek isteklerinin neler olduğunun farkına varınca şaşırıp kalırlar. Kendilerini iyi insan ya da erdemli kişi olarak görmek istedikleri için böyle bir istekte bulunurlar.”
“Herkes bugünün gerçekten pazartesi olduğunu nereden biliyordu ki? Yani pazartesinin, perşembeden ya da çarşambadan özel bir ayrıcalığı mı vardı sanki? Örneğin, patatese baktığınız zaman onun muz değil de patates olduğunu anlarsınız çünkü muzun görünüşü başkadır. Yani muz, örneğin yeşil salataya benzemez. Ama pazartesi neye benzer ki? Onda bir fevkaladelik mi var da ‘Bugün pazartesi’ diyebiliyor insan?”
“Zor sorulara cevap vermeden önce iyice düşünmek gerekir. Acele etmeye gelmez. Varoluşumuzun amacını sorguladığımız sürece var olmanın bir kıymeti olur. “