Çocukluk pek çoklarının söylediği gibi başımız her sıkıştığında dönüp sığınabileceğimiz bir liman değildir. Çocukluk bizzat denizdir, denizin kendisidir. Bizler de bir dönem denizin içinde olup da denizi bilmeyen balıklar gibi bunu inkar ederiz. Sonra da bu gerçeği kabul edip tutup ellerinden, sonsuz yolculuğa hazırlanmaya başlarız. Bunun da adına ömür deriz. Bir vardır bir yoktur. Gerisi sonsuz çocukluk…
Her şeyin eskisi gibi olabileceğini düşünürüz hep. Ama bu doğru değildir. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hiçbir şey. Kırışıklıklar hiçbir zaman düzleşmeyecektir. Ne duruş bozukluklarımız, ne görme, işitme duyumlarımızdaki zayıflıklar ne de eklemlerimizdeki hasarlar giderilebilir cinstendir. Her burkulma, her deneyim, her aşk ve her sitem gibi. Her şey ardında izini bırakır. Özellikle de hayat.