İlk defa bakıştık... Onun ki kısa sürmüştü. Sanki sadece karşıdan karşıya geçerken arabaları kontrol eder gibi. Kısacık bakıp çekmişti gözlerini ve önüne dönmüştü... Benim ki ise uzun sürmüştü. O baktıktan ve döndükten sonra ben bakmayı bırakamamıştım. Hayatımda gördüğüm en güzel şeye, hayatımda hiç bakmadığım bir bakışla bakıyordum. Hislerim gitmişti sanki. Sadece biraz değişik bir heyecan içimden yavaş yavaş yükselen ve tam olarak bilmediğim o kıpır kıpır şeye dönüşüyordu. O hayatımda gördüğüm en güzel şeydi. Ve ben sadece saatlerce hatta günlerce onu izlemek istiyordum. İnce yapılı omuzları daracıktı. Hafif altın sarısından solgun tek örgü saçları... Kar beyazı cildi... Ve bana tekrar dönmeyen o mavi yeşil karışımı gözleri... Sadece 4 sıra arkasında iken, yüzünü bazen arkadaşına döndüğünde sadece ucundan görebilmek için bakışlarımı ayıramıyordum. Kafamdaki tüm düşünceler uçmuştu. Okulun ilk günü yeni sınıfımda yaşadığım bu şok muhtemelen son nefesime kadar sürecek...
Arkadaşlarım bana seslenince dönüp onlara rastgele otomatik cevaplar verdim. Aklımı bırak cesedim dışında hiçbir şeyim o an o sırada değildi... Yana dönüp arkadaşına gülüşü... Onu gördüğümde yaşadığım hissi ve duyguyu hâlâ tarif edemiyorum... Sevgiyi biliyorum beğenme yada ne bileyim ona benzer şeyleri, ama bunlar ile izah edilemez bir duyguydu bu. Hatta aşk bile tanım için yetersiz kalıyor, bu duygu bütün benliğimde yankilanirken hiçbir sözlükte adını bulamıyordum... Şimdi düşününce belki vecd veya cezbe hali diyebilirim... Öyle bir şey işte... Her hareketi kıpırdanması bile bende bilmediğim çeşitli duygu ve düşünceler uyandırıyordu. Bir ara sırf dönsün diye birşeyler firlatmayi bile düşündüm. Kendimi zorlukla tutuyordum. O ilk anı öldükten sonrada unutmayacağıma eminim...
Zorlukla kendimi