Konuşuyor. Davanın İslâmî hareket iddia-sındaki bir parti tarafından harcanışının ıstırabını, bir yangın ortasında kalmışçasına yaşamış olarak, -dedik ya; bilgi, bilene var-, dehşet verici çığlıklardan sonra daha da ötesi olmayan bir du-rakta tevekkülle bekler gibi, konuşuyor. Edası, şu "noktalama"sında belirttiği çerçeve içinde:
-"Ey genç adam, yolumu adım adım bilirsin!
Erken gel, beni evde bulamayabilirsin!"
Bağlılığımın ve sevgimin temelinde de bu var; şahıs değil, fikir; temsil ettiği fikirden dola-yı şahıs. Burada artık şahıs, alelâde bir fert değil, “remz”dir. Bu ise, günümüzün, beyninde tek soylu fikir kıvrımı olmayan çilesiz ve su kabağı cinsin-den adamlarının anladığı şey değil.
Kalbin hakikatinde bitişik ruh ve nefs kıva-mında teşekkül eden hakikati arayıp, bulup, ken-dine maleden vicdanın, "Mümin Allah'ın nuruyla nazar eder" ölçüsü içindeki mutlak kemâli O'nda. Bürünülecek hüviyet ve şahsiyet olarak, O olmak kimsenin haddi değil, O'ndan olmak herkesin mecburiyeti.