Aslı

Her şeyin bir mevsimi vardı. Evet. Yıkmanın bir zamanı ve yeniden yapmanın bir zamanı. Evet. Susmanın bir zamanı ve konuşmanın bir zamanı. Evet, bu kadar. Fakat daha başka? Daha başka? Bir şey, bir şey...
Reklam
Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Hiç de, anayasanın dediği gibi, kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. Her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur, ortada çekinilecek, korkulacak, herkesin kendisini yargılamasına yol açacak dağlar yoktur.
Kitap her yerdedir. İnsanların kafalarında saklıdır!
Dünya kurulduğundan beri her yüzyıl harika şeyler keşfedilmiştir. Geçen yüzyılda önceki yüzyıllardan daha heyecan verici şeyler keşfedildi. Bu yeni yüzyılda da daha yüzlerce heyecan verici şey keşfedilecek. Önceleri insanlar, bambaşka acayip bir şeyin yapılabileceğine inanmazlar, sonra yapılabileceğini ümit ederler, ardından ne yapılabileceğini görürler, o şey yapılır, dünyadaki bütün insanlar o şeyin neden yüzyıllar önce keşfedilmediğini merak ederler. Geçen yüzyılda insanların farkına varmaya başladığı şeylerden biri düşüncelerin (evet bildiğimiz düşüncelerin) piller kadar güçlü olabildiği, insana güneş kadar iyi geldiği ya da zehir gibi zarar verdiği gerçeğidir. Kasvetli veya kötü bir düşünceniz zihninize girmesine izin vermek, kızamık mikrobunun vücudunuza girmesine izin vermek kadar tehlikelidir. Böyle bir düşüncenin zihninizde yer etmesine izin verirseniz, o düşünce bir ömür boyu sizinle birlikte var olacaktır.
Yaşamın en garip duygularından biri de, insanın ara sıra sonsuza kadar yaşayacakmış gibi bir duyguya kapılmasıdır. Bu duygu bazen muhteşem bir gün doğumunda, tek başına dışarı çıkıp başını yukarı kaldırıp karanlık gökyüzünün yavaş yavaş değiştiğine,aydınlandığına, bilinmeyen harika şeyleri meydana geldiğine ve güneşin insanı çığlık attıracak kadar büyüleyip kalbini durduracak güzellikteki doğuşuna (ki bu olaylar binlerce,binlerce yıldır her sabah tekrarlanmaktadır) tanık olurken ortaya çıkar. Bir an için ölümsüz olduğunu hisseder insan. Gün batımında, ormanda, ağaçların arasından, dalların altından ve üstünden usul usul süzülen ve ne kadar uğraşılırsa da ne dediği anlaşılmayan o altın sarısı sessizliği dinlerken de insan böyle bir duyguya kapılır. Kimi zaman, milyonlarca yıldızın bekçilik yaptığı ve insanların yukarıdan izlediği gecenin koyu mavisinin o muazzam sessizliğinde de bu duygu kendini hissettirir; bazı zaman uzaktan gelen bir müzik sesi eşliğinde karşınızdaki kişinin gözleri de...
Reklam