İnsan, yaşamda daha fazla ne kazanabilir, Tanrı-doğanın kendini ona sergilemesinden, Katı olanı tine dönüştürüp sıvılaştırmasından,
Tinin ürünü olanı sımsıkı korumasından başka?
Bunca güçlü mü bağladı seni
Bu gençlik ateşi,
Bu sevimli peri,
Sadakat ve iyilikle dolu bu bakışlar?
Hemen çekilmek istediğimde ondan, Kendimi cesaretlendirip kaçmak istediğimde,
Ah, beni anında yine ona döndürmekte
Gittiğim bütün yollar.
Ama ben, insanlar yaratıyorum şimdi,
Sadık kalarak kendi örneğime,
Benimkisi gibi bir soy yaratıyorum,
Acı çekip ağlayacak, hayatın tadına
Varıp mutlu olabilecek
Ve tıpkı benim gibi,
Seni hiçe sayacak bir soy!
Onurlandırmak mi seni, ne için?
Hiç oldu mu dindirdiğin
Bir çilecinin acılarını?
Ya da bir korkutulmuşun
Gözyaşlarını sildiğin?
O her şeye kadir zaman
Ve sonsuz kader, yani efendilerimiz
Senin ve benim, onlar değil miydi
Beni hayat için asıl bileyen?
Hayattan nefret edip belki
Çöllere kaçmalıydım sence,
Umudun bütün tomurcukları
Çiçek vermediğinde.
Daha bir çocukken,
Bilmezken iyiyi kötüyü,
Çevirirdim yolunu şaşıran bakışlarımı
Güneşe, sanki oralarda
Yakınmalarımı duyacak bir kulak
Ve sıkıntıda olanlara, benimkisi gibi
Acıyacak bir yürek varmışçasına.
Kim yardım etti bana
Kibirli devlerin karşısında?
Kimdi beni kurtaran
Ölümden ve kölelikten?
Ey yüreğim, kutsal ateşinle sen
Değil miydin bunları başaran?
Sen değil miydin, gençliğinin ateşiyle,
Aldatılmış, kurtarılışın için dua eden?
O yukarlarda seni duymayana?