Cennet dogmasına da cehennem dogmasından daha fazla inanmayalım: Her ikisi de insanların görüşlerini zincirleme ve egemenlerin despotik otoritesi altında insanı boynu eğik tutma iddiasındaki dinsel zorbaların acımasız icatlarıdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu korkunç dogma, tersine, ateizme, dinsizliğe yöneltir: Bütün aklı başında insanlar, insanları sonsuza dek mutsuzluğa gömmek için yaratacak kadar acımasız, tutarsız, barbar bir Tanrı kabul etmektense, Tanrı'ya inanmamayı çok daha kolay bulurlar.
İnsanların eylemlerini ve iyiliğe ya da kötülüğe yönelmesini belirleyen şeyin doğanın insanlara verdiği mizaç olduğu, yaşamlarının farklı koşulları, eğitimi, toplumları olduğu açık değil midir?
Oysa size soruyorum, adil bir Tanrının kabulünde, bu türden bir günah varsaymak mümkün olur mu? İnsanı kim yarattı? Cehennem işkenceleriyle cezalandırması gereken tutkuları ona kim verdi? Sizin Tanrınız değil mi? Dolayısıyla sersem Hristiyanlar, bir yandan bu gülünç Tanrının insana eğilimler verdiğini, diğer yandan ise bunları cezalandırmak zorunda kaldığını mı kabul ediyorsunuz? Bu eğilimlerin peşinden gitmenin kendisinin hakarete uğraması anlamına geleceğini bilmiyor muydu? Eğer biliyorsa, insana bu türden eğilimler vermesi nereden kaynaklanıyor? Eğer bilmiyorsa, tek sorumlusu olduğu bir haksızlıktan dolayı insanı neden cezalandırıyor?
Biraz daha az kibir ve kendi kendine dair bir an düşünme, insanın diğer hayvanlardan fazla olarak ancak doğanın düzeninde kendi türüne uygun düşen şeye sahip olduğuna; ve bağlı olduğu varlığın kaçınılmaz özelliğinin, uyduruk yaratıcısının temelsiz varlığı hiç olmadığına, ama bu varlığın temel özelliklerinden biri olduğuna ve bu özellik olmadan kendisinin var olamayacağına inanması için yeterlidir.