İnsanların mizaçları hakkında konuşamıyoruz mesela.
-Artık cömert insan kalmadı, yalnızca başkalarını memnun etmekle uğraşanlar var.
-Duygularını çekinmeden ifade edebilen kadınlar ya da erkekler kalmadı, kaygılı bağlananlar ya da birbirine bağımlı olanlar var.
-Çalışkan insan diye bir şey yok, yalnızca travma yaşamış, beklenenin üzerinde başarı gösteren, endişeli, nevrotik düzeyde hırslı insan var. İnsanları rızaları olmasa bile kategorize ediyoruz.
-Sakar annelerimizin aslında tanımlanmamış DEHB’i varmış, ağzı var dili yok babalarımız otizmli olduklarının farkında değilmiş; metanetli dedelerimiz de duygusal açıdan körelmişler. Ölülere bile teşhis koymaya kalkışıyoruz.
-Geçmişe kıyasla daha fazla bilgili ve duygusal açıdan gelişmiş olduğumuzu sanmıyorum. Anneannem hem bir anneanne, hem bir anne, hem de bir eşti ama bizim bağlanma sorunlarımız var. Hem fedakârdı hem de her şeyi dert edinen biriydi ama biz reddedilmekten korkuyoruz, travmalarımızın bir sonucu olarak herkese yaranmaya çabalıyoruz. Onların birer ruhu vardı, bizim semptomlarımız var.