-Kesin bir şekilde inanıyorum ki günümüzde (en azından sosyal ve beşeri birimlerde) daha iyi argümanların ikna gücüne sahip olduğu, ortak bir kanı değildir; bunun yerine başarının argümantasyon gücü değil; iletişim ağı yapılarınca belirlenen kontrolsüzce daha fazla yayın, konferans ve araştırma projesi yapma yarışı teşvik edilir.
-Artık politikada “estetiğin zamanı” gelmiş görünmektedir. Seçimler derinlikli kavramlar, programlar veya komplike argümanlara değil; politikacıların veya hareketlerin “havalılıklarına” göre kazanılır.
-Seçim tarafları da ziyadesiyle değişken ve hareketlidir: Çoğunlukları argümanlar değil; uydurulan veya eğilip bükülen olaylar belirler.
Tüm zirve ve dipleriyle ve bu karmaşasıyla yaşamın tadına varmak modern insanın birincil tutkusu haline gelir.
Ne kadar hızlı olursak olalım, dünyadaki payımız, yani gerçekleştirdiğimiz fırsatların oranı, yani kaçırdıklarımıza kıyasla gerçekleştirdiğimiz deneyimler artmaz, aksine durmaksızın azalır.
Acımasız bir hamster tekerleğine yakalandığını hissederken yaşama ve dünyaya duyduğu açlık dinmez, artan bir ölçekte hayal kırıklığına uğrar.