Sevgi çizi çağırınca, onu takip edin, yolları sarp ve dik olsa da ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi, Telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da…
Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın, Kuzey rüzgârının bir bahçeyi harap edişi gibi, Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de…
Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer. Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de…
En yükseklere uzanıp, Güneş’le titreşen en hassas dallarınızı okşasa da, köklerinize de inecek ve onları sarsacaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında…
Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker; Çıplak bırakana kadar döver, harmanlar; Kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler…
Bembeyaz olana kadar öğütür sizi; Esnekleşene kadar yoğurur; Sonra da, Tanrı’nın kutsal sofrasına ulaştırılacak bir somun olabilmeniz için kutsal alevlerin arasına alır, kavurur sizi.
Sevgi bütün bunları başarır, yeter ki siz kalbinizin sırlarını öğrenin ve bu yolla Hayat’ın yüreğinden bir parça olun.
Ancak korkunun kıskacına kapılmışsınız da sevgiden salt bir huzur ve zevk bekliyorsanız eğer, o zaman bir an önce çıplaklığınızı örtün ve sevginin zorlu düzeninden uzaklaşıp, mevsimleri olmayan bir dünyaya sığının, daha iyidir derim.
Çünkü ancak orada güler ve ağlayabilirsiniz, ama ne gülüşünüz tam olur, ne de ağlarken tüm gözyaşlarınız dökülür.
Karşısındakine kendinden başka hiç bir şey vermez Sevgi, ve kendinden başka hiç bir şeyi de geri almaz. Ne kendi dışındaki şeylere sahiptir, ne de kendisine sahip olunabilir; Çünkü Sevgi, kendi kendini bütünler ve kendi kendine yeterlidir.
Sevdiğinizde, “Tanrı benim kalbimde,” yerine, şöyle deyin, “Ben kalbindeyim Tanrı’nın …”
Ve sanmayın yön verebilirsiniz Sevginin akışına, Çünkü Sevgi, yolunu kendi çizer, sizi değer bulduğunda…
Sevgi bir şey istemez, tamamlanmaktan başka…
Fakat